Reveal Modal Goodness

This is a default modal in all its glory, but any of the styles here can easily be changed in the CSS.

×

Djler

×

Yayın Akışı

×

İstek Hattı

×

Bir Yıldız Daha Kaydı

Tedavi altında tutulduğu Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde Sağlık durumu giderek kötüye giden Müzeyyen Senar hayatını kaybetti.

Muğla’nın Bodrum ilçesindeki evinde yaşamını sürdüren Senar, 7 Ocak’ta özel bir ambulansla evinden alınarak kızı Feraye Işıl tarafından İzmir’in Urla ilçesindeki Darüşşafaka Yaşlı Bakımevine götürülmüştü. Burada rahatsızlanan Senar, 15 Ocak’ta da Dokuz Eylül Tıp Fakültesi’ne (DEÜ) kaldırılmıştı.

Türk müziğinin dev ismi Müzeyyen Senar'dan kötü haber. Türk Sanat Müziği sanatçısı Müzeyyen Senar tedavi gördüğü hastanede, 97 yaşında hayatını kaybetti. Atatürk'ün de en çok sevdiği sanatçılardan olan Senar, 97 yıllık ömrüne 30'un üzerinde albüm sığdırdı.



MÜZEYYEN SENAR YAŞAMINI YİTİRDİ

Türk Sanat Müziğinin dev ismi Müzeyyen Senar, İzmir’ de tedavi gördüğü Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Sanatçı, 2 Şubat tarihinden itibaren hastanenin Dahiliye servisinde tedavi görüyordu..

Usta sanatçı Müzeyyen Senar'ın kızı Feraye Işıl, annesinin bu sabah yaşamını yitirdiğini bildirdi. Işıl, AA muhabirine yaptığı açıklamada, zatürre teşhisiyle Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi altında tutulan annesinin bugün sabah 07.30 sıralarında vefat ettiğini kaydetti.

Yaşlılığa bağlı hastalıklarının 24 saat tıbbi kontrol altına tutulabilmesi amacıyla kızı Feraye Işıl tarafından Urla ilçesindeki yaşlı bakımevine yerleştirilen Müzeyyen Senar, 15 Ocak'ta Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılmış ve burada 13 gün süreyle tedavi görmüştü. Senar, sağlık durumundaki bozulma nedeniyle 2 Şubat'ta Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılmıştı.



MÜZEYYEN SENAR KİMDİR?

Türk Sanat Müziği'nin efsane isimlerinden Müzeyyen Senar, 97 yıllık ömrüne 30'un üzerinde albüm sığdırdı.

Türk insanının dilinden düşmeyen "Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim", "Bir Bahar Akşamı", "Akşam Oldu Hüzünlendim Ben Yine" gibi parçaları seslendiren Senar, 1918 yılında Bursa'da dünyaya geldi.

Müzik eğitimine Anadolu Musiki Cemiyeti'nde kemençe üstadı Kemal Niyazi Seyhun Bey ve udi Hayriye Hanım gözetiminde başladı. Güçlü bir sese sahip olan Senar'ın ünü yayıldıkça, hafız Sadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Lem'i Atlı, Mustafa Nafiz Irmak gibi devrin önemli üstatları da ona dersler verdi. Zamanın sevilen şarkılarının yanı sıra, kendi bestelerini de öğretip söylemesine yardımcı oldu.

Kemal Niyazi Bey ile İstanbul Radyosu'nda şarkı söylemeye başlayan Senar, perşembe günleri ilgiyle izlenen bu programla geniş kitlelere adını duyurdu.



ATATÜRK'ÜN EN ÇOK SEVDİĞİ SANATÇILARDANDI

Müzeyyen Senar'ın yeteneği, Türkiye Cumhuriyet'in kurucusu ve Türk sanat müziğinin büyük hayranı Mustafa Kemal Atatürk'ün de ilgisini çekti ve sanatçı birçok kez onun huzurunda özel meclislerinde şarkı okudu.

Ankara Radyosu'nun 1938 yılındaki ilk yayınlarına katılan ve 1941 yılına dek radyo aracılığıyla dinleyicileri ile buluşmayı sürdüren Senar, Türk musikisine yeni bir soluk getirdi.

Senar, son sahne konserini ise 1983 yılında İstanbul Bebek Gazinosu'nda verdi, bu tarihten sonra yalnızca ender anlarda, müzikli özel toplantılarda şarkı söyledi.

Müzeyyen Senar, 1998 yılında Devlet Sanatçısı seçildi. Senar, 2004 yılında Sezen Aksu tarafından düzenlenen ve sanatçı dostlarının da katıldığı gecede 73. sanat yılını kutladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2013 Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri çerçevesinde kültür ve sanata hizmetlerinden dolayı Senar'ı ödüllendirdi.

İzmir'deki evinde 26 Eylül 2006 tarihinde fenalaşan sanatçının beyin enfarktüsü geçirdiği ve vücudunun sol tarafının felç olduğu açıklandı. 2007'de İstanbul'daki Darüşşafaka'da Rehabilitasyon Merkezi'nde tedavi gördü, daha sonra Bodrum'daki kızı Feraye Işık ile yaşamaya başlayan Senar'ın tedavisi burada sürdü.

Sağlık durumunun 24 saat tıbbi kontrol altında tutulmasını gerekli kılması nedeniyle 7 Ocak 2015'de Bodrum'dan İzmir'in Urla ilçesindeki Daruşşafaka'ya ait yaşlı bakımevine götürülen Senar, 15 Ocak'ta rahatsızlanması üzerine Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada 13 gün gözetim altında tutulan Senar, taburcu edildi ve Urla'daki yaşlı bakımevine döndü.

Senar, 2 Şubat 2015'de rahatsızlığının nüksetmesi üzerine Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi'ne kaldırıldı.



MÜZEYYEN SENAR HAYATINI KAYBETTİ

Türk Sanat Müziği usta ismi Müzeyyen Senar, İzmir’ de tedavi gördüğü Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde bu sabah hayatını kaybetti. Sanatçı, 2 Şubat tarihinden itibaren hastanenin Dahiliye servisinde tedavi görüyordu..

×

Neşet D-ERTAŞ-K

2012 yılında kaybettiğimiz abdallık kültürünün son büyük temsilcisi Neşet Ertaş kimdir? Neşet Ertaş nerelidir ve hayatını nerede kaybetmiştir?

Kırşehir'de 1938'de doğan Neşet Ertaş, Çiçekdağı'ndan Türkiye 'ye açılan bir halk ozanıdır. Babası kendisi gibi bir saz üstadı olan Muharrem Ertaş, annesi Döne Ertaş'tır.
Çocukluğu köyde geçen Neşet Ertaş, ilkokulda keman ve bağlama çalmaya başlamıştır. Babasının ondaki yeteneği görmesi sonucu düğünlerde saz çalarak müzik hayatına 1950'lerin başında başlamıştır.
İlk plak çalışmasını İstanbul 'a geldikten sonra 1957'de Şen Çalar Plak'tan çıkartan Neşet Ertaş, bir anda şöhret olmuş ve tüm Anadolu'da dinlenen bir halk ozanı olarak geniş kitlelere ulaşmıştır. Takip eden yıllarda kariyerini Ankara 'da sürdüren Neşet Ertaş, burada eşi olacak olan Leyla Hanım'la tanışıp evlenmiş ve üç çocuk sahibi olmuştur.


1978'de ellerinde oluşan bir rahatsızlık sonucu, enstrüman çalamaz hale gelen Neşet Ertaş, müzisyenlik dışında başka bir meslek sahibi olmadığı için işsiz kalmıştır. Neşet Ertaş bu dönemde tedavi için Almanya'ya ailesiyle birlikte taşınmıştır. Almanya'da tedavi olduktan sonra Türklerin uğrak yeri haline gelen mekanlarda çalarak yeniden müziğe dönen Ertaş, yıllar sonra Türkiye'de yeniden Türk Halk Müziği'nin popülerleşmesiyle yurda dönüş yapmıştır.
Süleyman Demirel tarafından kendisine teklif edilen Devlet Sanatçılığı'nı , halkın sanatçısı olmayı daha çok önemsediği için reddeden Neşet Ertaş, abdallık kültürünün son büyük efsanesi olarak bilinir. Unesco, hayatta olduğu dönemde Neşet Ertaş'ı "Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi" ne bağlı olarak, Türkiye envanterinde "Ulusal yaşayan insan hazinesi" olarak kabul etmiştir. 2011 yılında İTÜ Devlet Konservatuarı, Ertaş'a Fahri Doktora ödülünü takdim etmiştir. Eserleri ders olarak okutulmuştur.
Neşet Ertaş, 2012'de İzmir'de tedavi görmekte olduğu hastanede prostat kanseri sebebiyle hayata gözlerini yummuştur. Neşet Ertaş albümleri:
1957 - Neden garip garip ötersin bülbül
1960 – Gitme Leylam
1979 – Türküler Yolcu
1985 - Sazlı Oyun Havaları
1987 - Türkülerle Yaşayan Efsane Deyişler Bozlaklar Türküler
1988 – Gönül Ne Gezersin Seyran Yerinde
1988 – Kendim Ettim Kendim Buldum
1988 – Kibar Kız
1989 – Hapishanelere Güneş Doğmuyor
1989 – Sazlı Sözlü Oyun Havaları
1990 – Gel Gayri Gel
1992 - Şirin Kırşehir
1993 – Kova Kova İndirdiler Yazıya
1995 – Seçmeler 2
1995 – Seçmeler 3
1995 – Seher Vakti
1995 – Altın Ezgiler 3
1995 – Benim Yurdum
1997 - Nostalji 1
1998 - Ölmeyen Türküler 2
1999 - Ölmeyen Türküler 3
1998 – Gönül Yarası

Neşet Ertaş külliyatı:

1999 – Zülüf Dökülmüş Yüze 1 Kayıt tarihi:1969-1974
1999 – Gönül Dağı 2 Kayıt tarihi:1969-1974
1999 – Muhur Gözlüm 3 Kayıt tarihi:1969-1974
1999 – Zahidem 4
1999 - Neredesin Sen
2000 - Garibin Dünyada Yüzü Gülemez 5 Kayıt tarihi:1969-1974
2000 - Niye Çattın Kaşlarını 6 Kayıt tarihi:1969-1974
2000 - Çiçekdağı 7 Kayıt tarihi:1969-1974
2000 - Ayaş Yolları 8
2000 - Sevsem ÖLdürürler 9 Kayıt tarihi:1974-1986
2000 - Ağla Sazım 10 Kayıt tarihi:1974-1986
2000 - Hata Benim 11
2001 - Dostlara Selam 12
2001 - Sabreyle Gönül 13
2002 - Yar Gönlünü Bilenlere 14
2005 - Vay Vay Dünya 15
2003 - Gurban Olduğum
2008 - Neşet Ertaş 2008

×

Veysel Gitti,Sazı Kaldı Dünyada

Aşık Veysel'i kaybedeli  tam 40 yıl oldu. Büyük halk ozanımızın anısına, ölümünden hemen sonra yayınlanan bir yazıyı sunuyoruz...



«Ben gidersem sazım sen kal dünyada...» diyordu Koca Veysel... Ve aylardır bir kara haber bekleniyordu Aşık Veysel'in yöresinden... Akciğer kanseri denen illet, Türk halk ozanlarının çağımızdaki en güçlü temsilcisini ayıracaktı aramızdan... 

Geçenlerde hastaneye yatırılmış, bir süre sonra kendi isteği üzerine çıkarılmıştı. Tıbbın sustuğu noktadaydı o anda koca şair... «Son günlerini rahat geçirsin, köylüğünde bebeleri, torunları ile gönlünce yaşasın» diye salıverilmişti.

Dadaloğlu'ların, Karacaoğlan'ların, Yunus Emre'lerin torunu, Türk halk ozanlarının sonuncusu yüce Aşık Veysel, 21 Mart Çarşamba günü, doğup büyüdüğü Sivas'ın Sivrialan köyünde Tanrı'nın rahmetine kavuştu.

«Bir Veysel yok artık...»

Olur mu hiç, kim diyebilir bunu? Geride bu kadar eser bırakmış bir büyük sanatçı yok olabilir mi, unutulabilir mi?

Sazı kaldı dünyada, evet! Dut ağacından çıkma o üç telli saz, kendine hayat veren ustasını unutur mu? Hele o büyük ozan günün birinde «...Sen petek misali, Veysel‘de arı / İnleşir, birlikte yapardık balı / Ben bir insanoğlu, sen bir dut dalı / Ben babamı, sen ustanı unutma» demişse... Dut ağacı unutmaz da gönlü olan, duyan, yaşayan insanoğlu unutur mu hiç Koca Veysel'i, yüce Veysel'i, ilhamı bol gönlü gani, gözü tok Veysel'i...

En son 1971 Şubat’ında konuşmuştuk... «Ben şaşıyorum» demişti, «Gözü görmez, bilmez etmez bir adamım. Okur yazarlığım yok. Ben neyim ki, ne olacağım?»

«Kişi hayatı boyunca kendi heykelini yontar» derler. 79 yılda birçok heykel yonttu, birçok «şaheser» koydu ortaya o! «Bir Veysel demişler, olabilirsem!» diyen adam, yüz Veysel oldu, bin oldu, milyon oldu... Büyüdü, büyüdü kocaman oldu, sığmadı bu ölümlü dünyaya!

Sivrialan'da bugün bir çeşme var, onun adını taşıyan... Plak denen disk gönüllerde var, beyinlerde var... Şerefli bir geleneğin son temsilcisidir giden... 

«Veysel gider adı kalır / Dostlar beni hatırlasın» diyordu.

Yanlış... Niye hatırlanacak o... Hatırlamak için unutmak gerek ilkin. Veysel ozan, Aşık Veysel unutulabilir mi ki? 

«53 yıl kendi kendime aradım / Hiçbir türlü bulamadım ben beni...» diyen adam, bütün büyük sanatçıların kaderini yaşayacak. Gerçek değerini, asıl büyüklüğünü şimdiden sonra bulacağız...

×

İşte Sadri Alışık'ın orkestrası!

Hafif batı müziği dünyamızda «Herkese eşlik eden topluluk» diye ün yapan Ritm 68'in kurucusu ve isim babası beyazperdemizin sevimli Turist Ömer'i Sadri Alışık'tır. Yukarıdaki fotoğrafta, en arka sırada soldan itibaren İhsan Avşar ve Taner Olcay, ortada Oğuz Kutmandu ve Engin Süelözgen, ön sırada Sacit Çöze, topluluğun şefi Rıza Silahlıpoda ve ortada isim babaları Sadri Alışık görülüyor. Bugün, Türk sinemasının unutulmaz aktörlerinden Sadri Alışık'ın 18. ölüm yıldönümü. Bu büyük oyuncumuzu saygıyla anarken, kendisiyle ilgili farklı bir yazıyı da aşağıda sunuyoruz... Topluluk vardır, ünlü bir ismin arkasında çalmakla şöhret olmuştur... Topluluk vardır, saçlarıyla, kılık kıyafetleriyle hafif batı müziği seyircilerinin, dinleyicilerinin dikkatlerini üzerinde toplamıştır. Topluluk vardır, müzik dünyasında bir «janr» yaratır, topluluk vardır, icralarındaki ustalıkla gençlerin kalbinde taht kurmuştur. Ve topluluk vardır, plaklarda, gazinolarda, Türkiye radyolarında, gece kulüplerinde ünlü seslere eşlik etmesiyle tanınır ve sevilir... İşte bu son gruba giren orkestraların başında da «Ritm 68» gelir. «Ritm 68» bundan üç yıl önce, sıcak bir Temmuz akşamında kurulmuştur. Biliyorsunuz, topluluğun şefi; efendiliği, müzik bilgisi ile olduğu kadar, burnu ve çenesiyle org çalışı ile de tanınan ve sevilen Rıza Silahlıpoda'dır. Peki kurucusu ve isim babası kimdir bu topluluğun? Bilemediniz mi? Öyleyse biz söyleyelim: Sadri Alışık... İsterseniz şimdi biz aradan çekilelim ve şu günlerde kuruluşlarının üçüncü yaşını tamamlamış, dördüncü yaşına basmış bulunan Ritm 68'in müzik dünyasına nasıl girdiğini, isim babaları Sadri Alışık'tan dinleyelim... - «Yıl, alaturka gazinolarda sahneye çıkmam için devamlı teklifler aldığım, gazinocuların beni ayartmak için kapımı aşındırdıkları yıldı» diye anlatıyor Sadri Alışık. «Fakat her şeyin iyisini yapmak istediğim için bu tekliflere müsbet bir cevap vermekten çekiniyordum. Bir gün nasıl oldu bilmiyorum, bir gece kulübünde Rıza Silahlıpoda ile karşılaştık. Rıza, Yurdaer Doğulu Orkestrası'ndan ayrılmıştı, yeni bir orkestra kurmak istiyordu. Kısa zamanda konuşup, arkadaş olduk. O bana, ben ona cesaret vermiş olacağız ki, o gece, kulübü terkederken birimiz orkestra kurmaya, birimiz de sahneye çıkmaya karar vermiştik. Birkaç gün sonra Rıza'yla yine karşılaştık, kurduğu orkestrayı dinledim. Hoşuma gitti. 'Bana eşlik eder misiniz?' diye sordum. Kabul etti... Önce isim düşündük. Sonunda aklıma 'Ritm' sözcüğü geldi. Bu kelimenin peşine, içinde bulunduğumuz 1968 yılının son iki rakamını ekleyince isim meselesini halledip, çalışmalara başladık. Şansımız yaver gitmiş, Ritm 68 de, ben de muvaffak olmuştuk...» Şimdi de gelin bundan sonrasını topluluğun şefi, organist Rıza Silahlıpoda'dan dinleyelim: - «Önceleri bizimle çalışmak istemeyen şarkıcılar bir süre sonra bizimle çalışmaya can atmaya başladılar. Öyle bir zaman geldi ki, bir gecede 10 iş birden aldığımız, saat 13.00'ten ertesi sabaha kadar aralıksız çalıştığımız oldu. Orkestranın kusursuz müzik yaptığını iddia etmiyorum. Fakat kulakları rahatsız edecek bir müzik de yaptığımızı sanmıyorum. Bence son iki yıldır her yerde bu kadar çok aranılan bir orkestra olmamızın sebebi her şeyden önce işimizi sevmemizden, kendimizi işimize vermemizden ileri geliyor...» Peki Halit Kıvanç'ın «Gramafon, vibrafon, mikrafon»dan mülhem olarak «Burnofon, çenefon Rıza» adını taktığı Rıza Silahlıpoda gelecek yıllar için ne düşünüyor acaba? - «Önümüzdeki pırıl pırıl yıllar için iki dileğim var benim» diyor. «Birincisi bu toplulukla daha uzun yıllar birarada çalışmak, daha iyiye gitmek, Türkiye'nin en beğenilen orkestraları arasında Ritm 68 ismini yazdırmak. İkincisine gelince... Bu da koleksiyonumuzun eksik olan kısımlarını tamamlamaktır!» Hayretle bakıyoruz yüzüne, «Ne koleksiyonu?» diye soruyoruz. Gülüyor. - «Biliyorsunuz,» diyor. «Biz kurulduğumuzdan bugüne kadar Erol Büyükburç'tan Ajda Pekkan'a, Özdemir Erdoğan ve Selçuk Ural'dan Serpil Örümcer, Sevtap Çetinkale'ye kadar aklınıza ne kadar hafif batı müziği sanatçısı geliyorsa, hepsine sahnede olsun, plakta olsun, kulüpte olsun eşlik ettik... Bugüne kadar eşlik etmediğimiz bir Cem Karaca, Barış Manço var, bir de Fikret Kızılok'la Eşin Afşar kaldı. Onlara da eşlik edersek koleksiyon tamamlanmış olacak!...»

×

Cemil’e vefa albümü için kolları sıvadı

Erhan Güleryüz yakın zamanda kaybettiğimiz Cemil Özeren için albüm çalışmalarına başladı Geçtiğimiz aylarda Ayna grubundan partneri müzisyen arkadaşı Cemil Özeren’i kaybeden Erhan Güleryüz, yaza doğru çıkaracağı yeni albümünde Cemil Özeren’in bir parçasına da yer vereceğini açıkladı. Özlemle andığı arkadaşı için kalıcı bir şey yapmak isteyen Güleryüz, albümü eski dostuna ithaf edecek.

×

Neşet Ertaş

Kimdir Neşet Ertaş? Sarısözen'in tabiri ile bir zamanlar sadece ve sadece "Kırşehirli Mahalli Sanatçı" olarak bilinen Neşet Ertaş'ı binlerce, hatta milyonlarca saz çalıp türkü söyleyen diğerlerinden ayıran nedir? Onun sazımn ve sesinin insanı büyüleyen sırrı nereden gelmektedir? Neredeyse yarım asra varan bir süreden beri gerçek anlamda gönül telimizi titreten, ruhumuzu ürperten bu esrarlı sesin, sazın ve yorumun arka planında neler ve kimler vardır? Sazı gümbür gümbür ses veren, adeta davula eslik edercesine sazının göğsünde pençesiyle sesler çıkaran, hep samimi ve kendi halinde yüreğinin acılarını ve kendi iç gurbetlerini seslendiren; hiç bir medyatik tutumu olmayan, kalabalıklardan ve şöhretten adeta köşe bucak kaçarak pek ortalıklarda görünmeyen; mezhep, parti ve etnik kimlik çağnsımlanna pirim vermeyen, sazından, sözünden ve sesinden gayri hiç bir şeyden medet ummayan bu "Garip" insanı tanımak kadar tanımlamak da gerçekten zor.

Ayaklarının altındaki toprağın renginden, kokusundan haberdar olan, bastıkları yeri az çok tanıyan, yürekleri hep türkülerle birlikte atanlar için Neşet Ertaş, belki de tam bir "yaşayan efsane"; meçhul, uzak, esatiri ve sırlarla dolu...

Neşet Ertaş'ın bir iki cümlede özetlenebilecek resmi biyografisi bize belki sadece ipuçları verebilir. Onun "1938 yılında Kırtıllar Köyü'nde Döne'den doğma Muharrem Ertaş'ın oğlu" olduğunu; Kırşehir, Yozgat ve Keskin'in çeşitli köylerinde geçen çocukluk ve ilk gençlik yıllarının ardından, 15 yaşında çıktığı gurbet hayatinin hala devam etmekte olduğunu bilmenin fazla bir anlamı olmayabilir.

Neşet Ertaş'ı tanımak, asıl onun ruh ve gönül macerasını bilmeyi gerektirir ki burada hemen karşımıza, Neşet Ertaş'la en rafine üslubuna kavuşan Orta Anadolu Abdal Müziği geleneğinin gelmiş geçmiş en büyük ustalanndan olan babası Muharrem Ertas karşımıza çıkar. İşte Neşet Ertaş, babası Muharrem Usta ile adeta Anadolu'daki en olgun seviyesine erişen bu Türkmen/Abdal müzik birikiminin yeni bir yorumcusudur.

Yoğun yöresel özellikleri ve baskın mahallilik unsurları ile donanmış bu müziği yöresinin dışına çıkarmış, ülke genelinde ve hatta yurt dışında bilinmesini ve tanınmasım sağlamıştır. 1960'lardan itibaren binlerce yıllık sazımız bağlama ile birlikte anılan; sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki çevreleninin ve gerçek türkü dostlarının da gündeminden hiç düşmeyen Neşet Ertaş'ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor- Çünkü o aslında bir anlamda tam bir yöre sanatçısı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak, hem babası Muharrem Ertaş'tan, hem de bu geleneğin diğer usta isimleri olan Hacı Taşan ve Çekiç Ali'den de ayrılır.

Bir başka söyleyişle onun sanatı için, başta Muharrem Usta olmak üzere. Hacı Taşan, Çekiç Ali ve Abdal/Türkmen Müziği geleneğinin çeşitli yörelerde farklı tavır ve üsluplarda karşımıza çıkan diğer ustaları da dahil olmak üzere hepsinin üst seviyede bir sentezi ve esrarlı bir bileşkesi denilebilir.

Neşet Ertaş'ın sanatı hayatı ile hayatı sanatı i1e o kadar içice ki, çalıp çığırdığı türkü ve bozlaklarında bütün bir hayat hikayesini bulmak mümkün olduğu gibi, hayatına yakından baktığımızda da o içli türkülerin, acılı bozlakların nelerden nasıl doğduğunun ipuçlarını elde ederiz hemen. Onun yokluk, yoksulluk ve acılarla dolu hayatım "Garip" mahlasıyla yazdığı koşma tarzında usta işi şiirlerle anlattığı ozan yönünü yıllarca kimse farketmedi bile. Babasından tevarüs ettiği geleneksel ve anonim türkülerin, bozlakların dışında, sözleri kendisine ait türküler, bozlaklar söylediğini de farkeden olmadı yıllarca. Sözü ve müziği ile, anonim türkülerdeki erişilmez sadeliği ve estetik seviyeyi yakalayan sayısız türkünün, bozlağın altına attığı mütevazı imzasını kimselere söylemedi bile.

Neşet Ertaş o büyük yaratıcı yeteneği ile okuduğu her eseri yeni baştan öyle bir yorumlar, ona öyle bir ruh ve hava verir ki, adeta yeni bir beste ile karşı karşıya olduğunuzu dahi sanabilirsiniz. Bu durumu, yeteneği, kültürü ve birikimi oldukça sınırlı sığ ve sıradan sanatçıların yorum adına yaptıkları "dejenerasyon" ile karıştırmamak gerekir. Çünkü Neşet Ertaş kendisine ait olmayan bir türküyü bi1e öyle bir okur ve yorumlar ki, o türkü o şekliyle yıllar öncesine ait bir Neşet Ertaş türküsü gibidir artık.

Olağanüstü denilebilecek yeteneği, geleneğe hakimiyeti, gelenekten kopmadan yeniye bağlılığı, yeni zamanların modern zevk ve eğilimlerini gözeten diri ve uyanık tecessüsü ile Neşet Ertaş, hep gündemde kalmış bir sanatçıdır. O, ismi bağlama ile özdeşmiş ve adeta bu dünyaya türkü söylemek için gelmiş gerçek bir türkü ustası... Türküyü bağlamaya, bağlamayı türküye bu kadar yakınlaştıran ve yaklaştıran, adeta birbirlerinin içinde -kendisi ile birlikte- eritip yok eden ikinci bir sanatçı bulmak öyle sanıldığı kadar kolay olmasa gerek. Neşet Ertaş'ın sanatı; müziğin özünü, ruhunu kavrayan birinin, hiç bir yapmacıklığa tevessül etmeden, olduğu gibi kendini, kendi özünü ve hissettiklerini saza, söze dökmesidir.

Türk Halk Müziği bestecisi, söz yazarı ve yorumcusu Neşet Ertaş İzmir'de tedavi gördüğü hastanede 25 Eylül 2012 günü 74 yaşında hayatını kaybetti.

Önceki hafta rahatsızlanarak yakınları tarafından hastaneye kaldırılan ve onkoloji servisinde tedavi altına alınan Ertaş, dün yoğun bakım servisine kaldırılmıştı.

Neşet Ertaş, geçtiğimiz hafta öldüğüne dair haberlerin çıkması üzerine sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan açıklama yapmıştı.

×

Ahmet Özhan

Ahmet Özhan (gerçek adı: Ahmet Katıgöz; d. 26 Ağustos 1950, Şanlıurfa), Türk oyuncu ve şarkıcı.

Kariyeri

1960’lı yılların sonlarında İstanbul Belediye Konservatuarı ve Üsküdar Musiki Cemiyeti’nde müzik eğitimini tamamlamıştır. İlk profesyonel sahne deneyimi 1968 yılında Bebek Belediye Gazinosundad yaşamıştır. Genç yaşta sahneye çıkan Ahmet Özhan 1970’li ve 1980’li yılların popüler Türk Müziği yorumcusu olarak tanınmıştır. İlerleyen yıllarda zamanın çeşitli üstadlarından birebir istifadeleri olmuş, bu arada plak çalışmalarının yanı sıra, sinema filmleri, televizyon dizi ve konserleri, radyo çalışmaları ile çeşitli televizyon kanallarının müzik programlarında yorumcu, programcı ve yönetmen olarak da görevler almıştır. Bir çok 45’lik, plak, longplay, kaset, CD çalışmaları bulunmaktadır.

Ahmet Özhan, popüler ve klasik Türk müziğinin yanı sıra, 80’li yılların başından itibaren tasavvuf müziği çalışmaları ile ülkesinde yeni bir akımın da öncüsü olmuş.

Sanat hayatı boyunca, Türk Müziğinin popüler ve diğer alanlarında birçok ödül kazanmış, yurt içinde yüzlerce konserle ülke sanatına katkıda bulunmuş ve yine çeşitli ülkelerde katıldığı festivaller ve beş kıtada verdiği konserler vermiştir. Özhan, 1998 Yılında “Devlet Sanatçısı” unvanı almıştır.

1981-1991 yılları arasında TRT İstanbul Radyosu'nda ses sanatçısı olarak görev yapan Ahmet Özhan, 1991 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu’nun kuruluşunda yer almış ve o tarihten beri bu topluluğun Kurucu Genel Sanat yönetmenliği görevini sürdürmektedir.

Topluluk çalışmalarını Konya Mevlana İhtifalleri'nin yanı sıra, İstanbul Festivali gibi etkinliklerde verdiği klasik ve tasavvuf müziği konserleriyle sürdürmektedir. Sanatçı "Meşk" ismini verdiği tasavvuf albümleri projesinin ilkini 2006 yılında çıkardığı Ramazan İlahileri albümüyle başlatmıştır. Sanatçı Mevlana'yı anmak için Konya'da düzenlenen Şeb-i Aruz törenlerinede konuk sanatçı olarak katılmaktadır.
Ahmet Özhan, Hatice Özhan ile evli olup Özgül ve Özcan isimlerinde iki çocuk babasıdır.Ayrıca Saray/Tekirdağ'da sıla sanatçılar sitesinde bir yazlığı vardır.

Albümler

×

Hülya Avşar'ın sinemadaki ömrü çok uzun olmaz!

Beş filmle şöhrete ulaşan Hülya Avşar'ı eleştirenler, genç yıldızın sinemada kalıcı olmayacağını iddia ediyor...
DAHA bir yıl öncesine kadar Hülya Avşar'ı kimse tanımıyordu. Tesadüfen  gönderdiği fotoğraflarla bir güzellik yarışmasına katıldı önce. Birinci oldu. Sonra da, bir zamanlar  evli olduğu ortaya çıktığı için başından tacı alınıverdi...

"Hülya Avşar! adı da işte o günlerde duyulmaya başlandı. Tacını yitiren güzel, evine kapanıp ağlarken, gazeteciler onu arıyorlardı.

Talihine küsmüştü Hülya Avşar... Ama üzülmesi değil, sevinmesi gerekiyordu. Bunun nedenini bakınız kendisi nasıl anlatıyor:

- «Ben bu güzellik yarışmasına dulların katılamadığını bilmiyordum. Bunu  öğrendiğim zaman ise birinciliğim ilan edilmişti. Tacımı geri aldıkları zaman  hayatımın en mutsuz gününü yaşadım. Hatta intihar etmeyi bile düşünüyordum... Fakat meğer sevinmem gerekiyormuş. Tüm gazetecilerin  ilgisini bir anda üzerime çektim. Herkes benden söz ediyordu. Adımı duymayan kalmamıştı. Kısacası şöhret olmaya başlamıştım. Derken film,  fotoroman teklifleri birbirini izledi. Bir anda şöhrete kavuşuvermiştim...»

Hülya Avşar için "Beş filmle yıldız oldu" diyebiliriz... Sinemaya geçişinin nasıl olduğunu merak edenlere, genç yıldız şu açıklamayı yapıyor:

- «O günlerde fotoroman teklifleri geliyordu. Bir fotoroman çalışmasını yeni bitirmiştim. O sırada bir film teklifi geldi. Gazetelerde çıkan resimlerimi beğenmişler, beni bir de yakından görmek istemişler. Beğendiler  tabii. Ben de onların tekliflerini beğendim ve kamera önüne ilk kez 'Haram'  adlı filmle geçtim. Bu filmden sonra sinemadan çok teklif geldi, konularını beğenmediğim için kabul etmedim. Herkes beni kamera önünde soymak  istiyordu. Tam bu sırada İzmir Fuarı geldi. Ve parası güzel olduğu için fuarda  sahneye çıktım. Bu hayatımın en büyük hatası oldu. Artık öyle bir hata  yapmam. O günleri yaşamadım kabul ediyorum.»

Hülya Avşar «Haram»dan sonra sırasıyla «Çelik Mezar», «Kahır», «Nefret»  ve «Yaban» adlı filmlerde oynadı. «Yaban» filmini unutamayan Hülya Avşar,  o filmde başından geçen kazayı söyle anlatıyor:

- «Sahte bir bomba patlatılacaktı. Bir teknik yanlışlık oldu ve kalbimin 10  santim altında patladı. Kadir İnanır olmasaydı, ölecektim. Beni kucakladığı  gibi hastaneye koşturdu. Çok şükür ameliyat başarılı geçti, kurtuldum...»

Sinemanın genç şöhreti, şimdi altıncı filmi için hazırlıklar yapıyor. Yine Kadir  İnanır'la başrolü paylaşacak olan Avşar, sinema çevrelerinde günün konusu  haline geldi. Herkes, beş filmle şöhret olan bu yıldızdan söz ediyor. Bazıları da sert bir  şekilde eleştiriyor ve «Hülya Avşar'ın sinemadaki ömrü az» diyor.

Hülya Avşar, hakkındaki eleştirilere pek kulak asmıyor. Ve önceden kararlaştırdığı yolda yürümeye devam ediyor. Kimilerine göre yakında yıldızı sönecek bir oyuncu, kimilerine göre de daha da yükselecek bir yetenek... Kim ne derse desin, son sözü zaman söyleyecek... Bekleyip  göreceğiz...

×

Banu Alkan'ın kapısında kuyruğa girdiler!

BİR "Banu Alkan" adı dolaşıp duruyor Yeşilçam dünyasında, magazin basınında... Aslında sinemaya girişi yeni değil ama, yıldızının bu derece parlaması bir hayli yeni Banu Alkan'ın... Aslına bakacak olursanız bu yere gelebilmek için az çaba göstermemiş Banu Alkan. Sinemaya başladığı günden bu yana «Yaprak» adıyla sayısız filmde rol almış, figüranlık yapmış, soyunmuş. 5 bin lira yövmiyeyle Yeşilçam'ın çok kahrını çekmiş. Sonra beş yıllık bir kopuşu olmuş sinemadan... Bu dönem Türk sinemasmda olumlu birçok değişikliğin gözlendiği bir devre olarak değerlendirilebilir kuşkusuz. Erotik filmlere getirilen denetimlerin de etkisi tartışılamaz tabii ki... Bu devrede Türk sinemasının yüzünü güldüren genç yönetmenler, eli yüzü düzgün filmler ürettiler. Ama her işte olduğu gibi film yapmak da büyük finansman işiydi. Para gerekiyordu. Bu söz konusu olunca da yalnızca iyi yönetmen, yapımcı olmak yetmiyordu. Son söz yine filmi finanse edecek şirketindi. Bir şirketin amacı da doğal olarak para yatıracağı bir kaynağın bire beş verecek bir verimlilikte olmasıydı... "Şimdi Banu Alkan'ı anlatırken şirket, finansman, kar, iyi film laflarının konuyla ne ilgisi var" diyebilirsiniz... Ama ilgisi var. Nasıl mı? Öyleyse devam edelim... Ve Banu Alkan sinemaya beş yıllık bir ara verir. Bu dönemde kendini tamamen yeniler. Görünüşünden düşüncelerine kadar... Her şeyden önce fiziğini tamamen değiştirmiştir. Kendi deyimiyle, «Sinemanın en seksi ve en güzel kadını» olmuştur. Eh ölçüleri de genel Türk standartları ve beğenilerine de son derece uygundur. İş, ikinci ve belki de en önemli şeye kalmıştır: Politika... Bunun da altından rahatlıkla kalkar Banu Alkan... Kendine güveniyordur ve bir zamanlar 5 bin lira yövmiyeyle kahrını çektiği sinemada kurallarını kendi koyacaktır. Kendinden emin konuşur, fiyatını da birden 1 milyona çıkarır. Uyguladığı politika da iyi işler ki, adı 5 yıl sonra birden bire «1.» sıraya çıkıverir. Filmleri iyi hasılat yapar. Banu Alkan adı hasılatla birlikte anılmaya başlayınca da doğal olarak şirketlerin liste başı oluverir. Şirket sahipleri, kendilerine getirilen film önerilerinde yapımcılara «Banu Alkan'ın göz doldurucu» çekimlerinin yer alıp almayacağı sorusunu yöneltirler ilk olarak... Hatta Ferdi Tayfur filmlerinin, Orhan Gencebay filmlerini seyirci ve hasılat bakımından geçmesinin nedeni olarak, Tayfur'un Banu Alkan'la birlikte oynaması gösterilir. Hatta ispatlanır. Zira Alkan'ın yaptığı her film her zaman seyirci bulmaktadır. Böyle olunca da erkek oyuncunun aslında öyle pek önemli olmadığı gerçeği çıkıverir ortaya. Şirketler 2-3 milyon vererek oynatacakları ünlü bir isim verine daha az ücretle çalışacak isimler bulma yoluna bile giderler. Çünkü filme «iş yaptıran» Banu Alkan'dır. Alkan bunun farkında olduğunu şu sözlerle açıkllıyor: - «Seksi bir fiziğim var ve bunu tüm filmlerimde kullanırım. Benim filmlerim Müjde Ar'ın, Türkan Şoray'ın filmlerine birçok bölgede fark atıyor. Sinemada artık çok iddialıyım. İstediğim parayı alır, rolüm neyi gerektiriyorsa yaparım.» Evet, gün, şu an Banu Alkan'ın günü. Roller değişti... Şimdi bekleme ve kapı aşındırma sırası, eskiden Alkan'a, değil başrol, yardımcı oyuncu rolü bile vermeyenlerde... Banu Alkan ise bir ayda yaptığı 6 filmlik anlaşmayla filmlerde ve şirket listelerinde pek çok sanatçıyı geçerek ilk sıralarda yer alıyor artık. Bir arz-talep meselesi bu... Verdikçe alacak, hasılat yaptıkça liste başı kalacak...

×

Sevim Tuna: Hayatıma giren bütün erkekleri ben yarattım!

Sevim Tuna elindeki kitabın kapağını kapadı. «Böyle söylüyor bir Latin şairi» diye başladı anlatmaya:
- «Herkesin dışarıdan gördüğünün aksine türlü kötülüklerle, hayal kırıklıklarıyla, yalnızlıkla dolu olan şu dünyamda ben de neşeli oluşuma şaşıyorum gerçekten.»
Etiler'de Tuna Apartmanı üçüncü kattaki dairesinde anlatıyordu Sevim Tuna. Çoğu zaman olduğu gibi neşeli görünüyordu. Oysa daha düne kadar sevdiği, bağlandığı bir erkeğin ihanetine uğramıştı.
- «Tanrı dünyada hiçbir kuluna ömür boyu mutluluk vermemiş ki, bana versin. Şöhretim, param, sevdiğim, taptığım iki kızım, binlerce, onbinlerce sevenim var. Bu kadar güzel şeylerin yanında tabii inşanın çevresinde kötü şeyler de olacak. Hayatım boyunca mutlulukla ıstırap yan yanaydı. Hayatım boyunca gerçek aşkı tadamadım. Ya sevilmedim, ya sevemedim, ya da sevdiğim adamın yüreğinde sevildiğimi sanarak sevdim ve ihanete uğradım. Ama geçti, artık hepsi geçti. Bundan sonra mutluluğu sadece kendimde, beni sevenlerde arayacağım.»

(Soldaki fotoğraf: Sevim Tuna, ilk ve son evliliğini, 14 yaşındayken Mustafa Tuna ile yapmıştı...)

Telefon devamlı çalıyordu. Dostları arıyordu Sevim Tuna'yı. Ünlü yıldız hepsiyle dostça, arkadaşça, candan, yürekten konuşuyordu. Telefonlardan fırsat bulunca gelip yerine oturdu. Tekrar anlatmaya başladı:

- «Hayatta hiçbir zaman erkekleri emrimin altına almak, onları elimde kullanmak gibi bir arzum olmadı. Ama bir Sevim Tuna olunca ister istemez şahsiyetim, beraber bulunduğum erkeklerinkinden baskın çıktı. Ne kadar kadınca davransam, ne kadar aşağıdan alsam da ister istemez hayatıma giren erkekleri yeniden yarattım. Onlara yepyeni bir biçim verdim. En azından onlara 'Sevim Tuna'nın kocası' veya 'Sevim Tuna'nın sevgilisi' dedirttim. Maddi imkanlarım vardı. Onlara seve seve para yardımında bulundum.

Bir ananın çocuğuna baktığı gibi her şeyimle onları var etmeye uğraştım. Ama bunları bir karşılık için yapmadım. Sadece vermekten zevk aldığım, insanların yardımına koştuğum zaman mutlu olduğum için yaptım. Bugün hala aynı durumlarda aynı şeyleri yapmaya hazırım.»


Sevim Tuna, Tamer Yiğit'in gizlice evlenmesi olayından hemen sonra gazetelere beyanatlar vermiş, Yiğit'in kendi parasıyla ev döşeyip evlendiğini, hatta nikahta dahi kendi aldığı elbiseyi giydiğini söylemişti. Bu sözleri hatırlattığımız zaman ünlü sanatçı biraz düşündü. Sonra yine hızlı hızlı anlatmaya başladı:

(Üstteki fotoğraf: Sevim Tuna, unutamadığı aşkı Armağan Başar ile...)

- «Tamer'in evlenmesi bende gerçekten çok büyük bir deprasyon yarattı. Her şeyden önce inandığım bir insanın iki yıl boyunca aldatıp, elinde kukla gibi kullanması yıkmıştı beni. Ne yaptığımı bilmiyordum. O heyecan içinde ağzıma gelen her şeyi söyledim. Gazetecilere beyanat vermedim. Arkadaşlara dert yandım sadece. Sonra kulaktan kulağa haberler gazetelere kadar gitmiş. Söylediklerime pişmanım. Şimdi Tanrı'dan onun da mutlu olmasını istiyorum. Dünya geniş o da, ben de, herkes mutlu olsun. Ona verdiğim her şeyi helal ediyorum.»

Sıra asıl konumuza gelmişti. Sevim Tuna bize ilk kez aşk hayatından söz edecek, genç kızlığından bugüne kadar başından geçen maceraları anlatacaktı... «Hayatıma giren ilk erkek kocam Mustafa Tuna'ydı» diye girdi sözlerine...

(Soldaki fotoğraf: Sevim Tuna, Tamer Yiğit ile üç yıl süren bir beraberlik yaşamıştı...)

«1951 yılında İzmir'de evlenmiştik onunla. Sessiz, sakin bir insandı. Ama bana hiç bir zaman aradığım aşkı veremedi. 1958'de bir ses yarışmasında birinci olup, şarkıcılığa başladım. Kısa bir süre sonra da kocamdan ayrıldım. Yeni yaşantım onunla birlikte olmamı engelliyordu. Geçimsizlik, kıskançlık içinde geçiyordu günlerim. İki çocuklu bir duldum 1958'de... İşte Armağan'la o günlerde tanıştık. Armağan, hayatıma giren erkeklerin en değerlisiyli. Bana çok büyük destek oldu. Ona çok zalimce hareketler yaptım. Birlikte geçirdiğim on üç yılı hem ona, hem kendime zehir ettim. Değerini şimdi anlıyorum ancak... Sonra Tamer'le tanıştık. Bacağım kırılmıştı. Hayata küsmüştüm. Bana o günlerde onun gösterdiği yakınlığı kapıcı da gösterse ona da aşık olurdum herhalde. Tamer'le üç yıla yakın birlikte olduk. Onu çok sevdim. Onu da hayatıma giren diğer erkekler gibi var etmeye, yeniden yaratmaya çalıştım.

Sonunu biliyorsunuz... Hayatıma giren bütün erkekler iyi insanlardı diyorum şimdi. Onlar ister doğru, ister yalan beni birkaç dakika için de olsa mutlu eden kişilerdi. Sonunda yanılsam da bir süre sevdim, güvendim onlara. Hiç birine kızmıyorum artık. Bütün insanları seviyorum çünkü.»

×

Nazan Şoray niçin hiç denize girmez?

Nazan Şoray, kıyıda uzanmayı çok sever ancak denize girmez. Bunun yıllar öncesine dayanan bir nedeni var...

Hepimizin dört gözle beklediği sıcak yaz ayları,Türk Hafif Müzik sanatçısı Nazan Şoray için cehennem azabıdır. Yıllar yılı, denize girmekten korkar küçük Şoray. Güneşlenmeyi sever de, sıra yüzmeye gelince bucak bucak kaçar denizden. Bu korkuyu da altı yedi yaşında küçük bir çocukken ailece yaptıkları pikniğe bağlar...

"Yanılmıyorsam Şile'ye gitmiştik" diyor yıllar  önce başından geçen olayı anlatırken...
- "Mahallede oturan birkaç aile  aralarında toplanıp piknik yapmaya karar vermişler. Annem de bizim  elimizden tutup, 'Çocuklar biraz hava alır diyerek' evde bir iki şey  hazırlayıp kafileye katılmış. Annem hemen deniz kenarında bulduğu  gölgelik bir yerde sofrayı hazırlarken biz Türkan ablamla çoktan mayolarımızı giymiştik. Ben yüzme bilmiyordum ama, denizden şimdi olduğu gibi korkmuyordum. Ablam 'Hadi gel Nazan, korkulacak birşey yok, bak ben nasıl yüzüyorum' deyince birlikte denize girdik. O açığa doğru yüzüyor, ben yanında yürüyorum. Meğer sığ zannettiğim  deniz orada birden derinleşiyormuş, sık sık gidenler bunu bilirmiş, ama ben! Birden ayaklarım yerden kesildi,
su yutmaya başladım, 'İmdat' diye bağırmışım demek, hatırlamıyorum, annemin çığlığı üzerine çevreden koşanlar sudan çekip çıkardılar beni. Yuttuğum tuzlu su ve o gün başlayan deniz korkusu kar kaldı yanıma. Hiç unutmuyorum, bu olaydan sonra yüreği  ağzına gelen annem ikimizi de bir güzel dövmüştü!".

Aradan yıllar geçmesine rağmen Nazan Şoray yine aynı korkuyu yaşıyor. Bunu geçtiğimiz hafta birlikte gittiğimiz Kilyos'un Uskumru Köyü'nde bir kez daha anladık. Ayaklarının dibinde altın kumlu bir sahil... Tepede kızgın güneş... Yakıyor insanı... Ve önünde, masmavi çarşaf gibi bir deniz...

Nazan Şoray, yattı kumların üzerine...  Bronzlaşmak için. Her yaz yaptığı gibi. Buram, buram terlemesine rağmen  kendini serin suların koynuna bırakmadı... Sadece arada bir, ayaklarını suya soktu o kadar...

Hani Marilyn Monroe'nun bir filmi vardı ya... "Bazıları  Sıcak Sever" diye... Bu sözcükler sanki Nazan Şoray için söylenmiş... Evet, Nazan Şoray sıcak sever! Ama Nazan Şoray, bir sahil çocuğu  olmasına rağmen denize girmez!

×

İnanmıyorum! Bu bizim Ajda mı?

Ajda Pekkan gerçek bir süperstar. Dile kolay, tam 50 yıldır hayatımızın içinde ve her zaman zirvede. Bunu başarabilen sanatçı sayısı dünyada bile bir elin parmaklarını geçmiyor.

En son 2011 yazını yakıp, yıkıp geçen, müthiş performansıyla genç meslektaşlarına büyük fark atan Ajda Pekkan'ın, müzikteki ilk günleri 1962 yılına gidiyor.

Dönemin en ünlü müzisyenlerinden İlham Gencer'den müzik ve armoni dersleri alan Ajda, kısa bir süre sonra hocasının "Los Çatikos" grubuna solist olarak katılıyor. Gencer'in sahibi olduğu Çatı adlı gece kulübünde ilk sahne deneyimlerine başlıyor. İngilizce şarkılar söylüyor

Rüçhan Çamay ile değişmeli olarak grubun solistliğini üstlenen 17 yaşındaki Ajda Pekkan, üzerinde dizaltı bir etek ve kapalı "mazbut" bir kıyafetle sahne alıyor. Kısacası günümüzde mayolu klip çeken Ajda ile geçmişteki "çıtır" Ajda'nın uzaktan yakından alakası yok. İsmi yazmasa bizim tanımamız da imkansız.

Dönemin dergilerinde, henüz isimsiz bir şarkıcı olan genç kız için "Los Çatikos'un kabiliyetli genç solisti Ajda Pekkan, zarif yapısı ve tatlı, yumuşak sesiyle dikkat çekiyor" deniliyor.

Bu arada İlham Gencer'in Los Çatikos grubunun da ilginç bir öyküsü var. Gencer, grubun isminin nereden geldiğini şöyle anlatıyor:

"Bir gün arkadaşlarla beraber Les Cakaras'ın plaklarını dinliyorduk. Dikkatimizi bir şey çekti. Bu güzel orkestraların hepsi Les Cakaras, Los Paraguayos, Los Indios gibi isimlerden kuruluydu. Sonra arkadaşlar bizim Çatı (kulübün adı) niye Çatikos olmasın dediler. Hepimiz buna hemen ısındık ve karar verdik. Ve böylece ismimiz Los Çatikos olarak kaldı."

Grupta, İlham Gencer, Ajda Pekkan ve Rüçhan Çamay'ın yanı sıra Sabahattin Tosun, Mehmet Tosun ve Orhan Avşar da yer alıyor.

×

Sezen Aksu - 1954 İzmir (Türk pop müziğinin kraliçesi)

Annesi fen öğretmeni Şehriban Hanım, babası matematik öğretmeni Sami Bey olan Fatma Sezen Yıldırım, 1954 yılının 13 Temmuz'unda Denizli Sarayköy'de dünyaya geldi. 3 yaşına kadar doğduğu yerde yaşadı. 3 yaşında İzmir'e, yıllar sonra "Kalbim Ege'de Kaldı" diyeceği yere taşındılar.

Çocuklarını disiplinli yetiştirmeyi isteyen Sami Bey ve Şehriban Hanım, Sezen'e karşı her zaman mesafeli olmaya çalışmışlardı. Ancak bu tutum bile daha küçücük yaşta herkesin ilgisini çekmeye çalışan Sezen'in yaramazlıklarına engel olamamıştı. Etrafındaki insanlar ona Cüce Bela diyordu. Hergün Konak-Köprü troleybüsünde şarkı söylüyor, haftada bir kez saçının rengini değiştiriyor, sıklıklada intihara kalkışıyordu. O yıllarda, sonradan "Allah babama acıdı da şarkıcı oldum." dediği bir de takıntısı vardı: Dansöz olmak.

Gençlik çağında sanatın bütün dallarına ilgi duyan Sezen, resim, tiyatro ve dans dersleri aldı. Lisede kendini iyice müziğe verdi. 1970 yılında Hafta Sonu dergisinin açtığı Altın Ses yarışmasında 6. oldu. Sezen aklında ve kalbinde müzik yatıyor olmasına rağmen 1973 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ne girdi. Üniversite kantinini konser salonu gibi kullanan Sezen, üniversiteden ikinci sınıfta ayrılıp İzmir Radyosu sanatçılarının ders verdiği İzmir Radyosu Sanatçılar Derneği'ne girerek yıllarca herkesi peşinde sürükleyen, binlerce dizesi, binlerce melodisi olan kendi çizgisini çizmeye başladı.

 

Sezen, 1974 yılında bir plak şirketine 3 şarkılık bir bandını gönderdi. Aynı yıl'ın Kasım ayında Ali Engin Aksu ile evlendi. Evliliğinden bir hafta sonra, Yeşil Giresunlu tarafından plak yapmak için çağrıldığı İstanbul'a gelerek plak çalışmasına başladı. 1975'e girerken piyasaya ilk 45'liği çıktı: Haydi Şansım. Plak hemen hemen hiç satmadı.

Yabancı bir şarkıdan alınan besteye söz yazılmıştı ve sonuç tam anlamıyla fiyaskoydu. (Plak Sezen Aksu'ya sorulmadan Sezen Seley adına çıkarılmıştı. Kimbilir belki de daha iyi olmuştu. Yıllar sonra marka olacak bir isim hemen hemen hiç satmayan bir plakla beraber anılmacaktı.) Gene aynı sene (1975) ikinci 45'liği Yaşanmamış Yıllar/Kusura Bakma'yı çıkardı. Albümdeki parçalar Sezen'indi ve plak satışları hiç de fena değildi.

 

Sezen Aksu üçüncü 45'liği 'Olmaz Olsun/Vurdumduymaz'ı 1976 yılında çıkardı. Plak 45'likler listesinde haftalarca bir numarada kaldı. Bu iki plak Sezen Aksu'nun başlangıcı sayılabilir. 1976 yılında, yıllar sonra idol olacak, şarkıları dillerden düşmeyecek bir Sezen Aksu vardı artık.

Genç sanatçı, 1976 yılında ilk sahne çalışmasına başladı. Bebek Belediye Gazinosu'nda sahne alıyordu. 1977 yılında Allahaısmarladık/Kaç Yıl Geçti Aradan, Kaybolan Yıllar/Neye Yarar 45'likleri ve ilk 33'lüğü olan Allahaısmarladık piyasaya çıktı.

Yıllar yılı seviştik de neden mutlu olmadık.Aşkımıza aşk değil yıllarca yalan kattık.Sana son bir sözüm var,O da 'Allahaısmarladık'

Allahaısmarladık kapağında da bulunan bir dörtlük.

1978 yılında Hurşid Yenigün'ün iki bestesine söz yazan Sezen, Gölge Etme/Aşk 45'liğini yaptı. Gene aynı sene piyasadaki en eski Sezen Aksu albümü olan Serçe çift LP olarak piyasaya çıktı. 1979 yılıda boş geçmedi. Bu yıl İlk Gün Gibi/Yalancı ve Allahaşkına/Sensiz İçime Sinmiyor 45'likleri piyasaya çıktı. Aynı yıl Sezen kendini sinemada da gösterdi. Sezen'in ilk filmi başrolünü Bulut Aras'la paylaştığı bir Atıf Yılmaz filmi olan Minik Serçe idi. Bir yıldız doğarken, başka bir yıldızın sönüşünü anlatan film o dönemde beğeni toplayamadı. Bu filmi senelerce Sezen de seyretmemiş olacak ki, 1999 yılında Okan Bayülgen'in Zaga programında filmi seyrederken, kendisi de haline çok gülmüştü. Yine aynı programda Sezen filmde hiç öpüşmediğini, o sahnelerin klasik hilelerden biri olduğunu da açıklamadan geçmedi.

1980 yılında 'Sevgilerimle' albümünü çıkaran Sezen için 1981 çok özel bir yıl olacaktı. Müzik, tiyatro ve özel yaşamı çok renkli geçti. Ağlamak Güzeldir albümü sonrası Sezen Aksu Aile Gazinosu adlı müzikal için çalışmalar yaptı.

 
 

Sezen, 10 Temmuz 1981'de Beşiktaş Evlendirme Dairesi'nde Sinan Özer ile evlenirken 4,5 aylık hamile olduğu gündeme geliyor ve bu kez de özel hayatıyla konuşuluyordu. Yıl yine 1981, Kasım'ın 11'i, Mithat Can Özer dünyaya geldi, Sezen artık anneydi. Sezen hayatının erkeğini bulmuştu. O günlerde bir dergiye yaptığı açıklamada "Beni Ocak'a kadar rahatsız etmeyin" diyordu çiçeği burnunda anne. Ama Sezen bu, sanatsız yapamazdı, yapamadı da. Aralık ayında Sezen Aksu Aile Gazinosu için çalışmaya başlamışdı.

1982 yılında Şan Müzikholü'nde Sezen Aksu
 Aile Gazinosu gösterime girdi. Adile Naşit, Şener Şen, Ayşen Gruda, Altan Erbulak ile aynı sahneyi paylaşan Sezen, sahnede 7 farklı karakteri canlandırdı.

Yıl 1982... Sezen Aksu, hayranları ve Türk klasikleri için çok özel bir yıl. Sezen ilk kez bu yıl Acelen ne bekle Firuze dedi. "Firuze" bu yıl piyasaya çıktı. Bu yıllarda "Firuze" dillerden düşmüyordu. Sezen 2 yıl sonra Sen Ağlamayı ve 1991'de Gülümse'yi çıkarıp Türk Müziğine büyük klasikler kazandırdı. Tabii her şeyin bir sırası vardı. 1982 yılında Sezen Aksu, dönemin popüler dergisi Hey tarafından Yılın Kadın Sarkıcısı seçildi. 1983 yılında "Hey"'in Geleneksel Oskar Konseri'ne de Yılın Kadın Şarkıcısı olarak katıldı Sezen.

1983 yılında Sezen Aksu'nun, Eurovision macerası başladı. Söz ve müziği Ali Kocatepe'ye ait "Heyamola" parçasını Ali Kocatepe ve Coşkun Demir ile birlikte seslendirdi. 3 yıl arka arkaya yaşanacak ve yıllar sonra da vokalisti Işın Karaca'nın yaşayacağı klasik bir tablo ilk bu yıl yaşandı. Türkiye finaline kalan bu parça yurtdışında ülkemizi temsil etme hakkını elde edemedi. 1983 yılında "Heyamola" parçasının 45'liği "Hey Dergisi" tarafından yılın plağı seçildi. Aynı yıl Sezen, oğlunun babası Sinan Özer'den boşandı.

1984 yılında Sezen'in Eurovision macerası devam etti. Sezen bu yıl "Halay", "1945" ve "Merhaba Ümit" adlı parçalarla Türkiye finaline kaldı. İlk olarak "Merhaba Ümit"'i bırakan Sezen Türkiye finalinde "Halay" ve "1945"'i seslendirmeye karar verdi. Türkiye finali olmadan iki hafta önce Türkiye'ye gelen yabancı bir dostu Sezen'e sadece "1945"'i seslendirmesini önerdi. "1945"'in sözlerinin tüm dünyayla ilgili olduğunu düşünen Sezen bu parçanın yurtdışında da ülkemizi daha iyi temsil edeceğini düşünerek "Halay"'dan vazgeçti. Türkiye finalinde "1945"'i seslendiren Sezen Aksu'dan herkes birincilik bekliyordu. Ama sonuç hiç de iç açıcı değildi. Sahnede kıyafetiyle prenseslere benzeyen Sezen Aksu aranjman yüzünden tabiri yerindeyse güme gitmişti.

Sezen 1984 yılında Avrupada şanssızdı ama Türkiye için aynı şey söylenemezdi. Bu yıl 6 Eylül'de "Sen Ağlama" piyasaya çıktı. TRT'nin denetiminden geçemediği için ilk başlarda televizyonda seslendirememişti Sezen şarkılarını. TRT, 1985'in başından itibaren Sezen'in parçalarını yayınlamaya başladı ve albüm olağanüstü bir ilgi gördü. Haftalarca listelerde kalan bu albümün 56. haftasında Sezen Aksu albümün bu kadar listelerde kalmasıyla ilgili "Hey Dergisi"'ne yaptığı açıklamada "Bekliyordum ama bu kadarını değil... Ne yalan söyleyeyim, 1 yılı aşkın sürece listelerde kalacağımı sanmıyordum. Tüm müzikseverlere candan, gönülden teşekkürlerimi sunuyorum." diyordu.

1985 yılında Sezen Eurovision'da yine Türkiye finaline kaldı. Bu kez parçanın adı "Küçük Bir Aşk Masalı"'ydı. Sözleri Sezen'e ait olan bu parçayı Sezen Aksu ve Özdemir Erdoğan birlikte seslendirdi. Ama sonuç değişmedi. Bu yıl da Sezen yurtdışında ülkemizi temsil edemedi.
 

1985 yılında "Bin Yıl Önce, Bin Yıl Sonra" isimli müzikal için hazırlandı Sezen. 1986 yılının ilk haftasından itibaren gösterime girdi "Bin Yıl Önce, Bin Yıl Sonra". Şan Müzikholü'nde kapalı gişe oynayan bu müzikal dönemin dünyasını ve Türkiye'sini Ti'ye alıyordu. Sahnede büyük beğeni toplayan Sezen, sahneyi Şener Şen, İlyas Salman, Ayşen Gruda gibi ustalarla paylaştı.

Sezen 1988 yılında "Sezen Aksu'88"'i çıkardı. Bu albüm Sezen Aksu plakları arasında özeldir. Çünkü "Sezen Aksu'88" plak formatında çıkan son Sezen Aksu albümü'dür.

1989 yılında Sezen Aksu Söylüyor albümüyle karşımıza çıktı. Son iki albümüyle birlikte artık Sezen Aksu, Türk Müziği
için yeri dolmaz bir efsaneydi. Daha devamı da vardı...
Onyedi dergisinin Ocak 86 sayısında okuyucu anketinde açık farkla Sezen'in 1985'in en büyük kadın şarkıcısı seçildiği yazıyordu.

Sezen Aksu ile birlikte 80'lerde Firuze, İkinci Bahar, Sen Ağlama, Geri Dön, Tükeneceğiz, Git..., Beni Unutma, Değer mi?, Sarışınım, Geçer, Gidiyorum, Belalım, Bırak Beni, Şinanay, Son Bakış hit olmuştu. Sezen Aksu söylemişti. 90'larda da söylemeye devam edecekti...

1990'larda Sezen Aksu'nun müzikseverlere çok sürprizi vardı. Öncelikle prodüktör tarafını gösterdi bize. Alışılmış starlar dışında ilk defa yeni biri çıkıyordu piyasaya, Sezen Aksu'nun vokalisti Aşkın Nur Yengi... Aşkın Nur Yengi, "Sevgiliye" albümüyle müzikseverlerin karşısına çıktı. Albüm Sezen Aksu prodüksiyonuydu ve bir milyona yakın tiraj elde etti.

1990 yılında Sezen Aksu beyaz perdede karşımıza çıktı. Yönetmenliğini Yavuz Özkan'ın yaptığı "Büyük Yalnızlık"'ta Sezen Aksu, Ferhan Şensoy'la kamera karşısındaydı. Film 1990 yılında Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Görüntü dalında ödül aldı. Filmin müziklerini Onno Tunç yapmıştı. Onno Tunç bestesi olan "Uçurtma Bayramları" da enstrumantal olarak bu filmde bulunmaktaydı.

Yıllar geçtikçe eski haliyle eğlenmeyi seven Sezen, bu filmle de 2003 senesinde, Yayla Sanat Merkezi'nde verdiği unplugged konserde dalgasını geçmişti. Önder Fırat'la bu filmi seyredişlerini, Önder Fırat'ın belli etmemeye çalışsa da çok sıkıldığını anlatan Sezen izleyenleri kahkahaya boğmuştu.

Sezen 1991'de Aşkın Nur Yengi'nin ikinci albümü "Hesap Ver"'in prodüksiyonunu üstlendi. Albüm Aşkın'ın ilk albümü gibi iyi bir tiraj elde etti.

Sezen Aksu'ya inanılmaz bir popularite kazandıran 1991, bambaşka bir albümün çıkış yılıydı. 1991'de müzik yönetmenliğini Onno Tunç'un yaptığı "Gülümse" çıktı. Albüm, 2 milyonu aşan bir tiraj elde etmişti. Albümün bu kadar çok satmasının sebebi şarkıların seçkinliğinin yanısıra Sezen'in hitap kesimiydi. Sezen'i her kesimden insan dinliyordu. Aşka düşen de, aşktan kaçan da, arabesk dinleyen de, pop dinleyen de, varoşu da, zengin kesimi de Sezen'i dinliyordu artık. İçinde bu kadar tezatlık olan insan kesiminin bu albümde birleşmesi "Gülümse"'yi farklı yapan asıl etkendi. 1991'de bu albüme ait "Hadi Bakalım"'ın Avrupa'da single'ı çıktı. Bu signle da klibi olmamasına rağmen iyi bir satış elde etti.

1992'de Sezen yine vokalistlerine albüm yapmaya devam etti. Sertab Erener'i tanıttı bizlere. Sertab'ın ilk albümü "Sakin Ol" başarılı bir satış grafiği çizdi. Sertab'ın albümünden birkaç ay sonra sıra "Levent Yüksel"'e gelmişti. Sezen Aksu, Aşkın ve Sertab'tan sonra Levent'in albümünün de prodüktörlüğünü üstlendi. "Med-Cezir" iyi bir tiraj elde etmiş olmasına karşın, satıştan daha önemli olan bu albümün günümüze klasik bırakmasıydı. Albüm, şarkıların güzelliği Levent'in yorumuyla birleşince Tuana, Med-Cezir, Beni Bırakın gibi klasikleri müziğimize kazandırmış oldu.

Sezen Aksu her zaman istediği müziği yapmıştı ama "Gülümse"'den sonra her şey daha da değişikti. Sezen Aksu müzik lüksüne ulaşmıştı. Bu lüks ilk meyvesini 1993 yılında verdi. Sezen, "Deli Kızın Türküsü" ile çıktı karşımıza. Sezen Aksu'nun alışılmış tarzında olmayan bu albüm, kapağına kadar değişikti. Sezen Aksu kitlesini seçmişti ve artık onlara müzik ziyafeti çekiyordu. Bu farklı albümde "Küçüğüm" ve "Masum Değiliz" ilk hit olan parçalardı. Bu albümün bir özelliği ve bir değişikliği daha müzik direktörünün Uzay Heparı olmasıydı.

 
 

Uzay, hızlı yaşamayı seviyordu, motosiklet tutkunuydu. 1994'ün, 20 Mayıs'ında Uzay motosikletiyle giderken park halindeki Demet Akbağ'ın arabasına çarptı. Henüz 6 aylık evliydi ve sadece bir gün önce bir çocuğunun olacağını öğrenmişti. 11 gün bitkisel hayatta kalan Uzay, 31 Mayıs günü 26 yaşında aramızdan ayrıldı motosiklet sevdasına. Sanat dünyasını, sevenlerini özellikle genç hayranlarını ve tabii ki Sezen'i yasa boğdu. Sezen, Uzay'ı, "Yas" parçasında sanırım hiçbirimizin yaşamayacağı duygularla yaşadı. Sezen "Yas"'ı kendisinin okuyamayacağını söylemişti ve şarkıyı Levent'in ikinci albümüne koydu. Bu çok özel parçayı Levent Yüksel'e vermesi en doğruydu. Çünkü Levent Yüksel de, Uzay'ın ölümünden sonra albümü bir milyona yakın satmasına rağmen Sezen Aksu'nun arkasında vokal yapacak, bas gitar çalacak kadar tevazu

sahibi ve vefakar biriydi.

1 Kasım 1994'te çıkan Sertab'ın "Lâ'l" albümü Sezen Aksu prodüksiyonuydu, iyi bir satış başarısı elde etti. Bu albümün en önemli özelliği ise Uzay'ın anısına adanmasıydı.

1995 yılında Sezen yine farklı çıktı karşımıza. Buram buram Anadolu kokan şarkılar vardı "Işık Doğudan Yükselir"'de. Eleştirmenlere "Eski Sezen Aksu nerede?" diye sorduran bu albüm, müzik açısından en iyi Sezen albümlerinden biriydi. Yunus Emre'nin, Mevlana'nın ve Aşık Daimi'nin eserleri Sezen Aksu'nun yıllar geçtikçe daha da güzelleşen yorumuyla albümde yer aldı. Fahir Atakoğlu'nun da iki eseri vardı albümde. Bunlardan biri albümün hitlerinden, sanat müziği tınısıyla kulağımızı okşayan "Alâturka", diğeri ise özellikle kusursuz düzenlemesiyle "Yaktılar Halim'imi"'ydi. Gülümse'nin müziğini yapan Arto Tunç'un da bu albümde iki bestesi vardı. Albümde dikkat çeken bir dörtlük de Bedri Rahmi Eyüboğlu'na ait;
 

Bu Anadolu var ya bu AnadoluBu misli menendi görülmemiş cömert anaBu her yanı meme, bu her yanı dudak, bu her yanı gülBu zırnık almadan veren, habire veren yedi gül...Bedri Rahmi Eyüboğlu

1997 yılının Aralık ayında piyasaya çıkan "Düğün ve Cenaze" yine çok eleştirildi. Öyle ki birkaç eleştirmen, Sezen'in ne dediğini anlamadığını bile yazmıştı. Bütün bu eleştiriler albümün kötü satmasında çok büyük etken oldu. Oysa albümün düzenlemeleri ve besteleri yine eşsizdi. Goran Bregoviç'i dünyaya tanıtan 9 tane Goran Bregoviç, 1 tane Kurtis Jasavev bestesinden oluşan albüm "Düğün ve Cenaze" adını Goran Bregoviç'in orkestrasından aldı. Albümün sözlerini ise Sezen, Pakize Barışta ve Meral Okay ile birlikte yazdı.

1998 yılında 'Düğün ve Cenaze' albümünün en büyük hiti "Erkekler"'in single'ı çıktı. 1998'in Nisan ayında ise Levent Yüksel'in üçüncü albümü "Adı Menekşe" piyasaya çıktı. Bir kez daha Sezen Aksu' nun prodüksiyonluk üstlendiği albüm çok başarılı bir yapıt olmasına rağmen belki de tanıtımının iyi yapılamaması nedeniyle iyi bir satış elde edemedi. Yine 1998'in Aralık ayında Sezen Aksu'nun albümü "Adı Bende Saklı" raflardaki yerini almıştı. Sezen bu kez albümüyle basından tam not aldı. Kimilerine göre eski Sezen dönmüştü. Albümdeki "Tutuklu" ve "Adı Bende Saklı" parçaları Sezen klasikleri arasında yerini aldı.

1999'un son günlerinde Sezen Aksu hayranlarına bir sürpriz yaptı ve "Sarı Odalar" single'ını piyasaya çıkardı. Parçaya klip 3. köprüyü protesto etmek için Arnavutköy'de çekildi.

2 Haziran 2000 günü Sezen yine yeni bir albümle, "Deliveren"'le, çıktı karşımıza. "Oh Oh", "Kahpe Kader" ve "Keskin Bıçak" albümün hit parçaları oldu ve bir milyona yakın bir tiraj elde etti. (Deliveren, içindeki şeytanla meleği yönlendiren anlamına gelmekte)

Sezen 2001 yılında sağlık problemleriyle ilgilendi. Temmuz'un sonunda ve Ağustos'un başında 6 konser veren Sezen, Park Orman'da yine çok şiddetli esti. Dev orkestrası ve sesiyle 6 gece hayranlarını büyüledi. Konser hediyesi olan Remix Maxi Single piyasaya sürülmedi, Sezen fanatiklerinin koleksiyonlarındaki yerini aldı. Maxi Single'da "Oh Oh" ve "Kahpe Kader"'in Kıvanç Kutlumuş tarafından düzenlenen ikişer remix'i bulunmakta.
Sezenin bir zamanki vokalisti Işın Karaca da 2001 yılında Eurovision'da Türkiye finaline kaldı ama yine aynı son yaşandı.
2001 yılının sonuna doğru Sezen Aksu'nun 6 yıldır vokalistliğini yapan Işın Karaca'nın albümü "Anadilim Aşk" piyasaya çıktı. Albüm yine bir Sezen Aksu prodüksiyonuydu.
21 Aralık 2001'den itibaren ve 2002'nin hemen başında Sezen, Efendy Show Theatre'daki konserleriyle sevenlerinin karşısındaydı.
20 Mayıs 2002 günü Sezen Aksu sevenlerine "Şarkı Söylemek Lazım" albümünü sundu. Bu albüm Sezen'in DMC firmasından çıkarttığı ilk albümüydü.

2002'in yazında da dolu dolu Sezen Aksu vardı. 12 Haziran'da Açıkhava'da konserlerine başladı Sezen. Sezen'in ilk ışığını Mart ayında Diyarbakır'daki konserinde verdiği sürprizi yaz sonunaydı. "Türkiye'nin bütün dillerini ve medeniyetlerini" bir araya getiren "Türkiye Şarkıları" isimli konser serisini sundu. Konserlerde Sezen'e Rum, Ortodoks, Ermeni ve Musevi korolarıyla birlikte Diyarbakır Belediyesi Çocuk Korosu da eşlik etti. Sahnede Türkçe, Kürtçe, Ermenice ve Rumca şarkılar, türküler söylendi. Diyarbakır Belediyesi Çocuk Korosu en büyük alkış alanlardandı. Sezen konserinin sonunda onbinlerce kişiyle birlikte "Şarkı Söylemek Lazım"'ı ve Mevlana'nın sözlerinden oluşan "Yeniliğe Doğru" şarkısını söyledi.

Her yaptığıyla kendinden söz ettiren Sezen bu sefer Türkiye'yi bambaşka sallamıştı. Günlerce televizyonlarda konuşulan, gazetelerde yazan "Türkiye Şarkıları"'nı 1 Eylül 2002 günü Hürriyet Gazetesi "Yasa Meclis"'ten, icraat Sezen'den' başlığıyla manşetten verdi.

Bu konser dizisi sadece Türkiye'de değil birçok ülkede de haber oldu. AP ajansının çektiği bir fotoğraf birçok ülkede yayınlandı.

2003 yılının başında Beşiktaş'ta BKM'de Unplugged konserler veren Sezen yoğun ilgi üzerine konserlerine önce Maltepe Yayla Sanat Merkezi'nde daha sonra Türkiye'nin değişik şehirlerinde devam etti.

2003 yazı bitmeden Sezen'in yeni albümü "Yaz Bitmeden" çıktı. Biri enstumantal olmak üzere 4 yeni şarkı içeren albümde ayrıca daha önce başka yorumcuların seslendirdiği Sezen Aksu şarkıları vardı. Yeni şarkılardan biri olan "Farkındayım"'a Van'ın Gevaş ilçesinde klip çekildi.

Sezen Aksu’nun uzun bir aradan sonra 2005 yılında piyasaya sürülen yeni albümü "Bahane", beklenenin de üzerinde ilgi gördü. Aksu’nun son şarkılarını dinlemek için sabırsızlanan müzikseverlerin yoğun ilgisi sayesinde albüm, ilk iki haftalık sürede 320 bin sattı.

×

Türk Pop Müziği'nin Türkçe bilmeyen yıldızları

1960'larda ünlü yabancı şanatçılara Türkçe şarkı söyletme modası vardı. Adamo'dan Johnny Hallyday'e kadar birçok isim, yarım yamalak bir Türkçe'yle plak doldurdu. Fotoğrafta Fecri Ebcioğlu (solda), Marc Aryan ile  ünlü şarkıcıların, bildikleri veya bilmedikleri dillerde şarkı söylemelerinin modası artık bütün dünyayı sardı. Amerika, Fransa, İtalya ve Almanya gibi hafif müziğin pek revaçta olduğu ülkeler, nasıl kendi dillerinde şarkı dinlemeyi tercih ediyorlarsa, bunların dışında kalan ülkeler de meşhurların popüler melodilerini kendi dillerinden işitmek istiyorlar.

Türkiye'de de bu cereyanın öncülüğünü Belçikalı şarkıcı Adamo yaptı. Onun Türkçe şarkı söyleyeceği haberi uzun müddet basını ve halkımızı meşgul etmişti. Nihayet bir müddet sonra da hoparlörlerden yükselen şarkı, «Tombe La Neige» yerine, Türkçe sözlerini Fecri Ebcioğlu'nun yazdığı «Her Yerde Kar Var» olmuştu. Bu plak Türkiye'de 34 bin satarak kırılması güç bir rekor tesis etti.

Bir müddet sonra dinleyiciler dönen plaklara tekrar dikkat kesildiler. Bu defa Brigitte Bardot'nun nişanlısı olarak ün yapan gitarist Sacha Distel «La Chanson Oriental»i Sezen Cumhur Önal'ın çevirisinden okuyordu. Şarktının adı «Kime Derler Sana Derler» olmuştu. Bu plaklar her türlü toplantılarda söz konusu olurken, İtalya'dan fazla Türkiye'de sevilen Peppino di Capri, yurdumuza geldi ve konserlerinin ilk gecesinde elindeki kâğıttan bir şarkı okudu: «Melankoli Ne Güzelsin».

Adamo tam Türkiye'de unutuluyor derken, Belçika'dan gelen Fecri Ebcioğlu'nun tercüme ettiği iki plak ile tekrar şöhretini perçinledi: «Sen Sevme Beni» ve «İsmini Haykırıyorum».

Arkadan Türkiye, yeni bir isimle çalkalanmaya başladı. Bu defa dillerde dolaşan ses, yıllar önce yurdumuzdan göç etmiş Ermeni asıllı şarkıcı Marc Aryan'dı. Aryan'a her iki disc-jokey'imiz birden Türkçe şarkı söyletmeye muvaffak oldu. Bunlardan ilki Sezen Cumhur Önal'ın «Dinle Yavrucuğum»u diğerleri ise Fecri Ebcioğlu'nun «Moda Yolunda», «Nasıl Evlenirsin Bu Lisanla» ve «Yalancı» adlı çevirileri oldu.

Marc Aryan'nın arkasından yurdumuza gelen ve Türkiye'yi ikinci vatan olarak seçip halen burada bulunan Los Alcarson Juanito'dan dinlediğimiz ve Türkçe sözlerini Fecri Ebcioğlu'nun yazdığı ve uzun müddet listelerimizde kalan parça «Amenecer Guahiro»nun Türkçesi «Gardiyan» idi. Türkçe söyleyen ikinci yabancı topluluk şöhretli «Machucambos»dur. «Mi Sono Innamorata Di Te»yi Sezen Cumhur Önal'ın çevirisinden okudular: «Dün Geçtim Önünden Eski Evin».

Belçikalı küçük Luigi ise Türkiye'ye gelirken bitiremediği bir beste getirmişti. Ebcioğlu'nun yazdığı sözlerle «Sensiz» adını alan melodi, bir anda en sevilen parça oldu.

Türkçe sözlere alışan ve artık bütün sevdikleri şarkıcılardan Türkçe sözlü şarkı istemeye başlayan dinleyicilerimiz, Sezen Cumhur Önal'ın Avrupa'ya gitmesiyle bir hayli tatmin oldular. O günlerde radyolardan yükselen melodiler şöhretli Mina'dan «Dön Bana», Patricia Carli'den «Özlerim İstanbul'u» Theo Sarapo'dan «O Günler Nerde» ve «Senden Emin Olsam»dı.

Kısa bir müddet önce yurdumuzda konserler veren Dario Moreno da Fecri Ebcioğlu'nun Türkçe sözlerini yazdığı «Aşkımız Bitti», «Sarhoş», «İstanbul'un Kızları» ve «Mesut Ol Sen» ile bir hayli sükse topladı. Bundan sonra tekrar Sezen Cumhur Önal, Maya Casabianca'nın bu akıma «Esmerim» adlı parça ile katılmasına sebep olduktan başka, son günlerin sevilen şarkısı «La Passionta»yı şarkıcısı Guy Marchand'a «İspanyol Kadını» adıyla söyletmeyi başardı.

Bu arada «ye-ye» kralı Johnny Hallyday'in şarkıları «Altın Yüzük» ve «Yeşil Gözleri İçin» nedense beklenen ilgiyi görmedi. Geçenlerde üçüncü defa Türkiye'ye gelen Patricia Carli de gene Sezen Cumhur Onal'ın çevirisinden "Bir Gün Sana Döneceğim" adıyla plağa okudu.

Önümüzdeki günlerde Türkçe sözler yazan yeni isimlerin müzik piyasasına çıkması ve bunları söyleyecek meşhur müzisyenlerin bulunması müzik severlerce bekleniyor.

×

Cumhuriyetin Divası: Müzeyyen Senar

Müzeyyen Senar 1918 Bursa-Keles doğumlu Müzik eğitimine Anadolu Musiki Cemiyeti'nde , kemençe üstadı Kemal Niyazi Seyhun Bey ve udi Hayriye Hanım gözetiminde başladı. Güçlü bir sese sahip olan bu kız çocuğunun ünü yayıldıkça, hafızSadettin Kaynak, Selahattin Pınar, Lem'i Atlı, Mustafa Nafiz Irmak gibi devrin önemli üstatları da ona dersler verdiler, zamanın sevilen şarkılarının yanı sıra, kendi bestelerini de öğretip söylemesine yardımcı oldular.

Kemal Niyazi Bey ile İstanbul Radyosu'nda şarkı söylemeye başlayan Senar, perşembe günleri ilgiyle izlenen bu programla geniş kitlelere adını duyurdu. Senar'ı bu programda dinleyenler arasında, İstanbul'un en önemli müzikhollerinden biri olan 10. Yıl Belvü Gazinosu'nun sahibi İbrahim Dervişzâde de bulunuyordu ve gazinonun 1933 yılının yaz sezonunun yıldızlar programına Müzeyyen Senar'ı da aldı. Senar, sonraki yıllarda İstanbul'un başka ünlü gazinolarında da sahne aldı.

Müzeyyen Senar'ın yeteneği, Cumhuriyet'in kurucusu ve Türk sanat müziğinin büyük hayranı Mustafa Kemal Atatürk'ün de ilgisini çekti ve sanatçı birçok kez onun huzurunda, özel meclislerinde şarkı okudu.

1938 yılında Ankara Radyosu'nun ilk yayınlarına katıldı ve 1941 yılına dek radyo aracılığıyla dinleyicileri ile buluşmayı sürdürdü. Türkiye'nin ünlü gazinolarında yaptığı başarılı sahne programları ve plak çalışmalarıyla Türk musikisine yeni bir soluk getiren Müzeyyen Senar, son sahne konserlerini1983 yılında İstanbul Bebek Gazinosu'nda verdi. Bu tarihten sonra yalnızca ender anlarda, müzikli özel toplantılarda şarkı söyledi.

Müzeyyen Senar 1998 yılında Devlet Sanatçısı seçildi. Müzeyyen Senar 2004 yılında Sezen Aksu tarafından düzenlenilen ve sanatçı dostlarınında katıldığı gecede 73.sanat yılını kutladı.

26 Eylül 2006 tarihinde İzmir'deki evinde fenalaşan sanatçının beyin enfarktüsü geçirdiği ve vücudunun sol tarafının felç olduğu açıklandı. Beynindeki kan pıhtılaşması yüzünden felç olan sanatçının hayatî tehlikesinin bulunmadığı da ek olarak belirtildi. 2007'de İstanbul'daki Darüşşafakada Rehabilitasyon Merkezinde Nisan ayı başına kadar tedavi gördü. Bu tedavilerden sonra sol ayağının üzerine basabilmektedir. Şu anda Bodrum'da kızı Feraye ve oğlu Ömer ile birlikte yaşamaktadır. 24 Şubat 2008'de sesini kaybettiği açıklandı. Senar sesini kaybettiğini hâlen bilmemektedir. 22 Temmuz 2008 günü sağlık durumunun iyi olduğu açıklanmıştır.Atatürkün en sevdiği sanatçılardan birisidir.

30 Ekim 2009'da öğrencisi Bülent Ersoy tarafından anısına Müzeyyen Senar'ın sanat yaşamından fotoğrafların yer aldığı Cumhuriyetin Divası: Müzeyyen Senar sergisi açıldı.

×

Her hafta bir sanatçıyla röportaj. Bu haftanın konuğu:

BU HAFTA SONU EKİBİMİZ, POWERTÜRK SPONSORLUĞUNDA GERÇEKLEŞEN BOSTANCI GÖSTERİ MERKEZİ KONSERİNDE RAFET EL ROMAN İLE BİR ARAYA GELDİ VE SANATÇININ 2012 PROJELERİNİ, YENİ YILDAN BEKLENTİLERİNİ ÖĞRENDİ.

SİZİN İÇİN ÖZELLİKLE PROJE BAZINDA ÇOK İYİ BİR YIL OLDU. ÜSTELİK BEĞENİLEN BİR DE ALBÜME İMZA ATTINIZ. YENİ YILDAN SİZİN BEKLENTİLERİNİZ NELER?

2012’den başka bir beklentim yok aslında. Hayallerim benim için çok uzun zaman evvel gerçekleşti. Benim çocukluğumda en büyük hayalim; hayatımı müzik ile geçirmekti ve o hayal benim için gerçek oldu, bundan yaklaşık 17 sene önce.

YENİ PROJELERİNİZ VAR! BUNLARLA İLGİLİ BEKLENTİLERİNİZİ PAYLAŞABİLİRİZ.

2012‘nin güzellikleri beraberinde getirmesini diliyorum tabii. Kendi adıma projelerin bu şekilde devam etmesi beni çok mutlu edecektir. Şöyle bir projem var 2012 için; bir sinema filmi çekmek istiyorum, bir baba kızın hikâyesi. Bunun dışında da bir best of albüm çıkarmak istiyorum. Bu güne dek hiç best of albümü çıkarmadım. 10 albümlük kariyerimde ilk kez bu paylaşımı yaşayacağım. 24 eserden oluşacak ve muhtemelen ağırlık yine duygusal parçalarda kalacaktır, çünkü benim için derin duyguları ve hüznü ifade eden şarkılar en güzelleridir.

SİNEMA FİLMİ İÇİN ÇALIŞMALARA BAŞLADINIZ MI? BURADAN DUYURALIM SEVENLERİNİZE.

Sinema ile ilgili vizyonum müziğin önüne geçemedi asla ama 2012’de bu gerçekleşecek. Cast çekimlerine başlıyoruz yılın ilk aylarında. Bununla ilgili çalışmaları başlattık.

ÇOK TEŞEKKÜR EDERİZ VERDİĞİNİZ BİLGİLER İÇİN. YENİ BİR YILDA YENİ PROJELER İLE GÖRÜŞMEK DİLEĞİ İLE.

Bu gece bizimle olduğunuz için ben de teşekkür ederim, görüşmek üzere.

×

Yaşar İpek - Sus

×

Zuhal Olcay – Başucu Şarkıları

Türkiye’nin en önemli oyuncu ve şarkıcılarından Zuhal Olcay, hafızalardan silinmeyen 9 şarkıyı yeniden yorumladığı “Başucu Şarkıları 3″ albümünü Ada Müzik etiketiyle yayınlandı.
Müzik direktörlüğünü ve 7 şarkının aranjörlüğünü Cem Tuncer’in yaptığı albümde,”Sevda Kuşun Kanadında” ve “Söyleyemedim” adlı şarkıların aranjörlüğünü de Tolga Kılıç üstlendi.
Alp Turaç’ın mix’ini, Mirko Ettore D’Agostino’nun mastering’ini yaptığı “Başucu Şarkıları 3″ün kayıtları, Saygın Özatmaca tarafından Babajim stüdyosunda gerçekleştirildi.
2015’in en iyi ve sağlam albümlerinden biri olacak “Başucu Şarkıları 3″te geçmişten günümüze kendini taşıyabilen, akıllarda kalmayı başarmış; ‘’Nadir Göktürk ‘ten ‘’Eksik Bir Şey’’, Atilla Engin ‘den ‘’Kumsalda’’, İlhan Şeşen ‘den ‘’Ağlıyor İstanbul’’, Cem Karaca ’dan ‘’Sevda Kuşun Kanadında’’, Ahmet Kaya ‘dan Yalan da Olsa, Ülkü Aker ‘den ‘’Söyleyemedim’’, Fecri Ebcioğlu ’dan ‘’Dünya Dönüyor’’ , Erhan Güleryüz ‘den “Pencereler Önünde” ve yepyeni versiyonuyla sözleri Leyla Tuna’ya, bestesi Onna Tunç’a ait ‘’İyisin” şarkısı yer alıyor.
Kalabalık bir müzisyen topluluğunun yer aldığı albümde Cem Tuncer (gitar), Tolga Kılıç (Piyano, Rhodes), Eser Ünsalan (elektrik bass), Volkan Hürsever ( kontrabass), Ediz Hafızoğlu (davul), Cengiz Ercümer (perküsyon), Engin Recepoğulları (tenor, soprano sax), Göksun Çavdar (klarinet), Göksel Kartal (kanun), Özer Arkun (viyolonsel), Yonca Kocadağ ve Murat Aziret (vokal), Bekir Sakaryalı (akordeon), yaylılar’da ise İlyas Tetik, Ayhan Şenyaylar ve İbrahim Şentürker eşlik etti.
Fotoğraflarını Anthony Macri’nin çektiği, kapak tasarımını Amir Shingray’ın yaptığı albümün ilk video klibi, Emir Khalilzadeh yönetmenliğinde “Pencereler Önünde” isimli şarkıya çekildi.
01 – Eksik Bir Şey
02 – Pencereler Önünde
03 – Kumsalda
04 – Ağlıyor İstanbul
05 – İyisin
06 – Sevda Kuşun Kanadında
07 – Yalan da Olsa
08 – Söyleyemedim
09 – Dünya Dönüyor

×

Toygar Işıklı "Hayat Gibi"

- Kırılgan
-
Hayat Gibi
-
Kafiye
- Söz Olur
- Ben Kötü Biri Değilim
- Korkuyorum
- Ateşin Yası
-
Yazgım
- Bir Lokma Aşk
- Nergis
-
Gelme
-
Yine Aşk

×

Demet Akalın - Giderli 16

Demet Akalın Giderli 16 2013 Albümü müzikmarketlerde çıktı ve sizleri bekliyor
Demet Akalın Giderli 16 2013 Albümü dinlemek için sitemize ekledik keyifle aşağıdaki playerdan müzikleri ve yeni şarkıları dinleyebilirsiniz
Demet Akalın Giderli 16 2013 Son eserleri
01.Demet Akalın Ne Büyük Aşk
02.Demet Akalın Yılan
03.Demet Akalın Giderli Şarkılar
04.Demet Akalın Lades
05.Demet Akalın Yıkıl Karşımdan – Gökhan Özen Versiyon
06.Demet Akalın Türkan
07.Demet Akalın Kalbimde Ki İmza
08.Demet Akalın Felaket
09.Demet Akalın Yıkıl Karşımdan – Erhan Bayrak Versiyon
10.Demet Akalın Son Sözüm Aşk
11.Demet Akalın Nasip Değilmiş
12. Demet Akalın Bir Oğlumuz Var
13. Demet Akalın Ağlıyorum
14. Demet Akalın Ah Sevgilim
15. Demet Akalın Yeşil
16. Demet Akalın Aşk Yuvamız
17. Demet Akalın Sepet

×

Odeon Yılları '' Özel '' Albümü

Müzik dünyamızın köklü müzik şirketlerinden ODEON, gizli kalmış eserleri birer birer gün ışığına çıkarıp yeni nesillerle buluşturmaya devam ediyor.

Kuruluşunun 88. Yılında Türk Sanat Müziğinin efsane isimlerinin biraraya geldiği “ODEON YILLARI – Özel” albümünü tüm Türk Sanat Müziği severlerin beğenisine sunuyor.

Zeki Müren’den, Müzeyyen Senar’a, Nesrin Sipahi’den, Alaeddin Yavaşça’ya, Serap Mutlu Akbulut’tan, Ziya Taşkent’e, Mediha Demirkıran’dan, Yaşar Özel’e, Sevim Tuna’dan, Mustafa Sağyaşar’a,  Perihan Altındağ Sözeri’ye… Türk Müziğinin en büyük sesleri bu albümde…

Birbirinden değerli sanatçıların Odeon çatısı altında seslendirmiş oldukları eserlerden 11 tanesi seçildi ve bu albümdeki yerlerini aldı.

“Odeon Yılları-Özel” albümünde yer alan  şarkılar bazılarımıza yoğun bir duygu patlaması yaşatacak; ve eminiz ki albüm genç kuşak tarafından da yine büyük ilgiyle karşılanacaktır.

Naim Dilmener diyor ki; “Türk Sanat Müziğinin güçlü ‘ses’leri, dünyanın-duygunun binbir halini-çeşidini size anlatıyor olacak bu albümle. Tek yapmanız gereken, kendinizi onların kollarına bırakmak.’’


Odeon Yılları - Özel
1. Taksim+Zeki Müren / Birgün Karşılaşırsak-Suç Kimin Günah Kimin
2. Müzeyyen Senar / Küp İçinde Ayranım, Ben O Yare Hayranım
3. Serap Mutlu Akbulut / Yeşil Gözlerinden Muhabbet Kaptım
4. Nesrin Sipahi / Bahar Gelmiş Neyleyim
5. Mediha Demirkıran / Ağla Gitar
6. Alaeddin Yavaşça / Derdi Baştan Atalım Yaşamaya Bakalım
7. Yaşar Özel / Gizli Aşk
8. Ziya Taşkent / Nihansın Dideden
9. Perihan Altındağ Sözeri / Benliyi Aldım Kaçaktan
10. Sevim Tuna / Bağdat Yolu
11. Mustafa Sağyaşar / Karam

×

Yalın '' Sen En Güzelsin''

Türk pop müziğinin beğeniyle dinlenen isimlerinden Yalın, yaklaşık 1.5 yıllık stüdyo çalışmasının ardından "Sen En Güzelsin" adlı beşinci albümüyle sevenleriyle buluştu.

Prodüktörlüğünü Ozan Çolakoğlu'nun üstlendiği 11 şarkıdan oluşan albümün, sözü ve müziklerinin tamamı Yalın'a ait... Albümün çıkış şarkısı ise "Kasma" olarak belirlendi.

Yalın'ın yeni albümü 'Sen En Güzelsin' çok yakında müzik marketlerde yerini almaya hazırlanıyor...
Albümün şarkı listesi:
1. Dadadadan
2. Kasma
3. Olmasa da Olur
4. Sen En Güzelsin
5. Onun Yolu
6. Nasıl Olacak
7. Aslında
8. Merdiven
9. Sevenin Yanlışı Yazılır mı?
10. Aşk Şimdi
11. En Mükemmel Misafirim
 

×

Funda Arar - Sessiz Sinema

01. Sessiz Sinema
02. Şarap Mevsimi
03. Var Mısın
04. Pişmanım
05. Yazık
06. Geciken Gözyaşı
07. Yok Yok
08. Yoksun
09. Hayat Arkadaşı
10. Leblebi

×

Göksel - Bende Bi Aşk Var

Göksel Bende Bi aşk Var 2012 albümü müzik marketlerdeki yerini aldı ve müzik severlerle buluştu Göksel‘in yeni albümü bende bi aşk var albumklip.net müzik kalite farkı ile sitemize eklenmiştir Göksel Bende Bi aşk Var 2012 albümünü aşağıdaki playerden indirmeden online olarak dinleyebilirsiniz.

Göksel Bende Bi aşk Var 2012 albümü parçaları
01. Göksel Acıyor
02. Göksel Aşkın Yalanmış
03. Göksel Rüzgar
04. Göksel Uzaktan
05. Göksel Aşk Bitti
06. Göksel Unuttun mu Sahi
07. Göksel Sarhoş
08. Göksel Gidemiyorum
09. Göksel Yalnız Kuş
10. Göksel Yarım Kalan Şarkı

×

Gökçe - Kaktüs Çiçeği

1. Kime Ne
2. Oh Olsun
3. Tuttu Fırlattı
4. Ne Yapardım
5. Kıskanırım Seni Ben
6. 20'li Yaşlarım
7. Sorma Neden
8. Bitti mi?
9. Başkası
10. Tuttu Fırlattı (Remix)

×

Soner Arıca - Şarkılar Aşkı Söyler

01. Deniz Gözlüm
02. Seviyorum
03. Bu Mu Sevda
04. Kapını Çalan Benim
05. Beni Bırakma
06. Ayrılık (feat. Okan Bayülgen)
07. Adın Bahardı
08. Sen Giderken
09. Seni Seviyorum
10. Neredeydin
11. Kayıp
12. Bitmeyen Sevda
13. Yarın Her Şey Değişebilir
14. Neredeydin (feat. Yeliz)

×

Pinhani - Başka Şeyler

Üretici : Piccatura Müzik

Barkod : 8697419530758

Türü : Pop

Dili : Türkçe

Yayın Tarihi : 10/02/2012

Ürün adedi : 1 CD

Süre : 54:23 Dakika

Format : CD

Stok durumu : var

Albümdeki Eserler

  1. Bana Hediye
    Söz & Müzik: Sinan Kaynakçı
  2. Yitirmeden
    Söz & Müzik: Sinan Kaynakçı
  3. Beni Unutur musun?
    Söz & Müzik: Sinan Kaynakçı
  4. Kaçsam Gitsem
    Söz: Sinan Kaynakçı     Müzik: Akın Eldes & Sinan Kaynakçı
  5. Çok Aşık
    Söz & Müzik: Feridun Düzağaç
  6. Değirmendeki
    Söz & Müzik: Sinan Kaynakçı
  7. Hiç Kimseyim
    Söz & Müzik: Sinan Kaynakçı
  8. Kendime Zararım
    Söz & Müzik: Sinan Kaynakçı
  9. Düşen Yaprağın İçinde
    Söz: Sinan Kaynakçı     Müzik: Akın Eldes
  10. Eylül
    Söz: Sinan Kaynakçı     Müzik: Akın Eldes & Sinan Kaynakçı
  11. Kapı Parası
    Söz & Müzik: Akın Eldes
  12. Günaydın Sevgilim
    Söz & Müzik: Sinan Kaynakçı



Albümle İlgili Diğer Bilgiler
Türk müzik dünyasının en beğenilen gruplarından Pinhâni, 3. albümleri “Başka Şeyler”le yeni şarkılarını dinleyicileriyle buluşturuyor. Topluluk, 2006 ve 2008′de yayımladığı iki albümün ardından, geçen yıl grubun resmi internet sitesi pinhani.com üzerinden paylaştığı 3 single ile bu albümün sinyallerini vermişti. Geçtiğimiz yıl sosyal paylaşım platformlarında en çok izlenilen ve paylaşılan kliplerden biri olan “Yitirmeden” yeni albüm “Başka Şeyler” de yer alıyor.Yine geçtiğimiz yıl yayımlanan diğer singlelar “Değirmendeki” ve “Eylül” de bu albümde dinleyiciyle buluşuyor.Daha önce yayımlanan iki albümden oldukça farklı şarkıların yer aldığı bu yeni albümde, Pinhâni’nin Feridun Düzağaç tribute albümü için kaydettiği “Çok Aşık” şarkısı da bulunuyor.
Yeni albümün kayıtlarında gitarist Akın Eldes’in yanı sıra, davulda Turgut Alp Bekoğlu, kontrbasta İlkin Deniz ve bas gitarda Demirhan Baylan Pinhâni’ye eşlik etti. Kolektif İstanbul üyelerinin de bir şarkıyla destek verdiği “Başka Şeyler”, bu ülkenin müzikal renklerini harmanlayan sıradışı bir albüm. Daha önceki Pinhâni albümlerinde olduğu gibi, bu albümün her şarkısı yine kendi dinleyicisini bulacak.

×

Teoman – Konserler

Konser 1

01. Rüzgar Gülü
02. Paramparça
03. Güzel Bir Gün Ölmek İçin
04. İki Yabancı
05. Mavi
06. Duş
07. Senden Önce Senden Sonra
08. Renkli Rüyalar Oteli
09. Gönülçelen
10. Zamparanın Ölümü

Konser 2

01. Sevdim Seni Bir Kere
02. İstanbul’da Sonbahar
03. Aşk Kırıntıları
04. Papatya
05. 17
06. Bana Öyle Bakma
07. Kupa Kızı ve Sinek Valesi
08. Ruhun Sarışın
09. Yağmur

Paramparça – Senfoni

01. Sessiz Eller (Enstrümental)
02. 17
03. Güzel Bir Gün
04. İstasyon İnsanları
05. İstanbul’da Sonbahar
06. Mavi Kuş İle Küçük Kız
07. İki Yabancı
08. Sus Konuşma
09. Bir Damla Gözyaşı
10. Rüzgar Gülü
11. Paramparça


Teoman & Bülent Ortaçgil

01. Benimle Oynar Mısın?
02. Mavi Kuş
03. Paramparça
04. Değirmenler
05. Sensiz Olmaz
06. İstasyon İnsanları
07. Eylül Akşamı
08. Sessiz Eller
09. Aşk Nereye Kadar
10. Rüzgar Gülü
11. Yüzünü Dökme Küçük Kız
12. Yollar
13. Yağmur
14. Zampara – Bir Tek Sen Yalanı (Medley)
15. Olmalı Mı? Olmamalı Mı?


×

HALİL SEZAİ SENİ BEKLERKEN DOKUZSEKİZ 2011

1. Sonbahar
2. Yanıma Gel
3. Sevda Tanrıçası
4. Olsun
5. Fırtına
6. Üşürken
7. Bir Rüzgar Esti
8. Seni Çektim İçime
9. Es'me
10. Ağlamışız
11. Paramparça
12. İsyan

×

ISKENDER PAYDAŞ ZAMANSIZ ŞARKILAR DMC 2011

×

Künye

×

İletişim

ADRES
İncilipınar Mah. Zeugma İş Merkezi Kat:7 No:702  GAZİANTEP
 
TELEFON
+90 (342) 220 72 72
 
CANLI YAYIN TELEFON
+90 (342) 230 71 11
 
FAKS
+90 (342) 230 41 77
 

×

Gaziantep'de Müzik eğitimi Alan Gençlerin...

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Gaziantep İl Müdürlüğü Koruma Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi yurtlarında kalan suç mağduru çocuklar, Şahinbey Belediyesi Yaşar Torun Gençlik Merkezi'nde aldıkları keman ve müzik eğitimiyle hayata yeniden tutundular. "Bağımsız Orkestra" projesi kapsamında; daha önce suça karışan ve devlet tarafından koruma altına alınan 12-17 yaş arasındaki gençler, keman ve müzik eğitimi almaya başladı.

"HAYATIM DEĞİŞTİ"
Yaklaşık 3 aydır keman ve müzik eğitimi aldığını ve bu sayede sosyal yaşama katılmaya başladığını söyleyen Yasin Özelma, "Ben Sivas'tan geldim, daha önce kötü bir yaşamım vardı. Buradaki rehabilitasyon merkezine gönderildim ve hayatım değişti. Şu anda çok mutluyum eski hayatımla şimdiki arasında dağlar kadar fark var. Buradan öğrendiklerimizle, arkadaşlarımızla koro kurarak şarkı söyledik. Sosyal hayata girmeye başladık" die konuştu.

"PROJEYİ ÖNEMSİYORUZ"
Belediye olarak bu tür sosyal projeleri desteklediklerini belirten Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, "Suça karışan ve madde bağımlısı olan 12-17 yaş arasındaki gençlerin yeniden sosyal yaşama, topluma karışması için Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile iş birliği yaparak keman ve müzik eğitimi almalarını sağlıyoruz. Gençlerimizin topluma yeniden kazandırılması anlamında bu projeyi çok önemsiyorum. Rehabilitasyon çerçevesinde verilen eğitimlerimiz devam edecek" dedi.

×

Özcan Deniz; Müziği Bırakmam!

Özcan Deniz, müziğin kendisinin birinci ve asli mesleği olduğunu, bunu bırakmasının Türk müzik sektörü için büyük kayıp olacağını söyledi.

Özcan Deniz, müziğin kendisinin birinci ve asli mesleği olduğunu, bunu bırakmasının Türk müzik sektörü için büyük kayıp olacağını söyledi.

Azerbaycan'daki Azad TV, Bakü'de yapılan Özcan Deniz'in yazıp- yönettiği, başrollerinde Ayça Ayşin Turan ve Şükrü Özyıldız'ın oynadığı, yapımcılığını Şükrü Avşar'ın yaptığı 'Sevimli Tehlikeli' filminin galasına geniş yer verdi. Azeri hayranlarının filmi görmek ve istediği Özcan Deniz için hazırladıkları özel hediyeleri verebilmek için saatlerce beklediği ekrana getirilirdi. Azeri kanalın, 'Metbuat Konferansı' olarak tanımladığı basın toplantısında konuşan Özcan Deniz'in set çekimlerinin 6 hafta sürdüğü halde 'Post prodüksyon'un 8 ay sürdüğünü, büyük önem verdiği müziğin ayrı bir çalışma gerektirdiğini kaydederek, "Film, vizyona girmesinden 3 gün önce hazır hale gelebildi" dedi.

Özcan Deniz, basın toplantısında filmi için Hint yapımlarına benzetmeler olduğu hatırlatılınca, "Şükrü de, Ayça da Hintliler'e benziyor" diye espri yaptıktan sonra, kullanılan bir müzik nedeniyle bu değerlendirmelerin yapıldığını vurguladı, "Bildiğiniz güzel bir Türk filmi" dedi. Gazetecilerin soruları üzerine "Gidip Oscar alacağım" diyerek bir çalışmaya girilemeyeceğini hiçbir yönetmenin böyle büyük bir cümleyi kurarak işe başlamadığını ifade eden Özcan Deniz, 'O Ses Türkiye' birincisi Elnur Hü?eyn?v gibi bir sesin Türkiye'ye 10 yıldan bu yana gelmediğini söyledi. Deniz, Elnur Hüseyinov'un daha önce Eurovision'da Azerbaycan'ı temsil ettiğini şimdi de Türkiye adına yarışabilmesi için izin verilmesi gerektiğini ifade etti.

Azeri kanalın "Mahsun Kırmızıgül'ün son zamanlar muganniliği (şarkıcılığı) kenara atarak sırf rejisörlükle meşgul olur" değerlendirmesi yaparken, Özcan Deniz'in bu konu ile ilgili soruya "Mugannililik benim asli, birinci mesleğim. Müziği bırakmam Türkiye müzik sektörü için çok büyük bir kayıp olur" dediğini aktardı.

×

Burcu Güneş "Sen Kaybı" ile Ekranlardaki Yerini Aldı

Burcu Güneş, son albümü "Gül Kokusu"nun ikinci video klibini sözü ve müziği Eflatun'a, düzenlemesi ise Mustafa Ceceli'ye ait olan "Sen Kaybı" adlı şarkısına çekti.Murad Küçük yönetmenliğinde, 45 kişilik ekip ve 15 kişilik cast ekibiyle 18 saatte tamamlanan çekimde Burcu Güneş'e, gün batımı saatlerinde Kısırkaya Köyü plajında müzisyen arkadaşları da eşlik etti.

×

Mehmet Erdem'den Yeni Klip "Haydi Gel Gidelim"

Mehmet Erdem, geçtiğimiz yıl albümü müzik marketlerdeki yerini almadan önce müzikseverlerle paylaştığı sözü ve müziği Sezen Aksu imzalı "Hakim Bey" şarkısı ile müzik listelerine damgasını vurdu. Ardından "Herkes Aynı Hayatta" albümünü yayımladı ve milyonların beğenisini kazanarak bir fenomen haline geldi.

Albümü ile aynı adı taşıyan şarkısı ve klibi ile de hem fiziki satış hem de dijital satış listelerinin zirvesinde kalmaya devam eden Mehmet Erdem, albümün üçüncü video klibi "Haydi Gel Gidelim" için kamera karşısına geçti. Ali Demirel yönetmenliğinde çekilen klibin senaryosu; bir tanesi Mehmet Erdem olmak üzere farklı hayatları ve meslekleri olan 4 çocukluk arkadaşının normal bir günlerinin sonunda bir Mehmet Erdem konserinde buluşmasını anlatıyor. Dirty Cheap Creative yapımcılığında birçok farklı iç ve dış mekanda yapılan, çekimleri 4 gün süren klibin konser ve kulis sahneleri sanatçının en son İstanbul konserinde çekildi. Klipte Mehmet Erdem'e kurye rölünde Sedat Kalkavan, baba rolünde Batur Belirdi ve kampçı rolünde de Görkem Mertsöz eşlik etti.

×

Merih Ermakastar "Gidenin Suçu Yok"

Müzisyen, oyuncu ve seslendirme sanatçısı Merih Ermakastar, üç yıllık bir aranın ardından biri versiyon olmak üzere yedi şarkıdan oluşan yeni albümü "Gidenin Suçu Yok"u 2013’ün ilk haftası yayımladı. Yapımcılığını Hakan Eren’in, prodüktörlüğünü Serdar Ortaç'ın, genel koordinatörlüğünü Yelda Önen'in yaptığı Merih Ermakastar’ın üçüncü stüdyo albümü raflardaki yerini aldı. Albümde yer alan şarkıların ikisinin (Aşkın Meselesi, Gidenin Suçu Yok) söz ve müziğinde Serdar Ortaç, dördünde (Sevişelim, Gidiyor musun?, Polen, Kafa Güzel Olsun) ise Erol Özdamar imzaları yer almakta. Merih Ermakastar'ın "Gidenin Suçu Yok" isimli yeni albümünde yer alan şarkıların kayıtları Marşandiz ve My Office stüdyolarında tamamlanırken, şarkıların düzenlemelerini Yaman Hadi ve Hakan Yelbiz yaptı. Şarkıların mixlerini Tarık Ceran ve Clive Knightly’e emanet eden Merih Ermakastar, mastering için ise yine Tarık Ceran ile çalıştı. Merih Ermakastar, albümünde düetlere de yer verdi. "Gidiyor musun?" isimli şarkıda genç şarkıcı Deniz Sujana ile düet yaparken, söz ve bestesi Erol Özdamar'a ait "Polen" ve "Kafa Güzel Olsun" da ise şarkıların sahibi genç müzisyen ile şarkıcı ve müzisyen olarak trompeti ile paslaştı. Albümden ilk video klip, popüler dizilerin görüntü yönetmeni Tolga Çetin yönetmenliğinde aynı zamanda albümün isim şarkısı olan, söz ve müziği Serdar Ortaç’a ait “Gidenin Suçu Yok” a çekildi. Şile’de gerçekleşen çekimler 20 saat sürerken, Merih Ermakastar’a video klipte modeller eşlik etti. Fotoğraf çekimleri ise Murat Ertürk, Mehmet Okutan ve Barış Celal Karasapan tarafından video klip çekiminde ve farklı mekanlarda gerçekleştirildi. Pozitif ve renkli kişiliği ile uzun yıllardır adından söz ettiren, müzisyen olarak birçok farklı projede yer alan Merih Ermakastar, yeni albümü "Gidenin Suçu Yok" ile farklı müzik zevklerine hitap eden bir projeyle müzikseverlerin karşısına çıkıyor.

×

Gökhan Türkmen "Aşk Lazım"

2012 yılının Mayıs ayında yayınladığı üçüncü albümü ile bir kez daha sevenlerini kendisine hayran bırakan Gökhan Türkmen, yayınladığı ilk klibi 'Bitmesin' ile müzik piyasasındaki yerini üst seviyelere taşıdı.

Albümün ilk parçası olan ve klibi ile de ses getiren 'Bitmesin' şarkısının ardından, geçtiğimiz günlerde 'Aşk Lazım' isimli şarkısını da kliplendirdi. Türkmen'e klipte iki genç dansçı eşlik etti. Koreografisi, genç yaşta hayatını kaybeden genç arkadaşı Sina Cora'ya ait olan klip için Gökhan Türkmen, Sina'nın bu şarkıyı çok sevdiğini ve koreografisini hep kendisinin hazırlamak istediğini ancak lenf kanserinden vefat ettiğini ve bu nedenle de Sina'nın anısına böyle bir dans klibi çektiğini söyledi.

Klipteki dansları için Bahadır Efe ile çalışan Türkmen'i, hayranları ilk defa ekranlarda dans ederken izleyecek. Yönetmenliğini Hürcan Yılmazer'in yaptığı klip ekranlarda yerini aldı.

×

İrem Candar "Erik Ağac"

Küçük yaşlarda başladığı müzik hayatında adını Türk rock müziğinin kilometre taşlarından Teoman ile yaptığı "Duş" ve "Bana Öyle Bakma" düetleri ile duyuran ve müzikseverlerden tam not alan İrem Candar, ilk solo albümü "Erik Ağacı" ile müzik sektörüne merhaba diyor.

16 Ocak’ta müzik marketlerde yerini alan albümün çıkış şarkısı olan "Bi'şey Olsun"u geçtiğimiz aylarda yayımlayan ve listelere hızlı bir giriş yapan İrem Candar, albüm çıkışının hemen öncesinde de, genç sanatçının kendini, aşkını ve çocukluğunu arayan bir kadını canlandırdığı albümün ikinci video klibi "Rüya"yı müzikseverlerin beğenisine sundu.

Sanatçının pop, jazz ve rock altyapıları ile dinleyicilere geniş bir müzikal kalite sunduğu "Erik Ağacı" albümünde yer alan tüm şarkıların sözleri İrem Candar imzası taşırken, besteleri de aynı zamanda albümün prodüktörü de olan Gürsel Çelik ve İrem Candar tarafından yapıldı.

×

Danimarka Aynur'u dinliyor

Geçen yıl çıkardığı 12 Çeşit La La albümüyle dikkat çeken Aynur Aydın, Adele, Rihanna, Mariah Carey gibi dünyaca ünlü yıldızların yarıştığı Danimarka’nın güvenilir müzik listesi ChartBase Top 100 listesinde Ayrılık Mevsimi şarkısıyla bu hafta 15. sıraya yükselerek büyük bir başarıya imza attı.

×

Ünlülerin 2013 Konser Fiyatları

Her sene ünlü isimler fiyatları konusunda yeni düzenleme yapar. Birçoğu da zam yapar. Ben de size hemen hemen her sene bu yeni fiyat listesinden haberdar ediyorum. Bazı ünlü isimlerin konser fiyatlarının yeni düzenlemesi şöyle:

Ajda Pekkan 120 bin TL olan fiyatını 170 bin TL’ye çıkarmış. Aşkın Nur Yengi 65 bin TL, Ayşegül Aldinç 40 bin TL, Atiye 30 bin TL, Bengü 40 bin TL, Candan Erçetin 80 bin TL, Demet Akalın 55 bin TL, Deniz Seki 42 bin TL, Ebru Gündeş 110 bin TL, Emel Sayın 50 bin TL, Erol Evgin 65 bin TL, Funda Arar 110 bin TL, Gülben Ergen 75 bin TL, Gülşen 45 bin TL, Göksel 40 bin TL, Hande Yener 50 bin TL, Hadise 75 bin TL, Hülya Avşar 100 bin TL, Kenan Doğulu 150 bin TL, Murat Boz 48 bin TL, Mustafa Sandal 65 bin TL, Nilüfer 90 bin TL, Nükhet Duru 55 bin TL, Serdar Ortaç 130 bin dolar, Sezen Aksu 160 bin TL, Sıla 80 bin TL, Sibel Can 120 bin TL, Yalın 45 bin TL, Yıldız Tilbe 38 bin TL, Ziynet Sali 55 bin TL. Tabii bunlar sadece bazıları. Benim elimde olan listede tüm sanatçıların fiyatları var. Hem de hepsinin. Tarkan’ı merak edenler için. Tarkan için fiyat listesi bölümünde 0 TL yazıyor. Ancak “Konser yerine göre fiyat belirlenir” ibaresi eklenmiş. O yüzden de tek bir fiyat belirlemesi yapılmıyor.

×

Sarıkabadayı yeni şarkısıyla iddialı

Bugüne kadar birçok ‘Hit’ şarkıya imza atan Soner Sarıkabadayı, yeni çalışması ‘İnsan Sevmez mi?’ ile sevenlerine tekrar “Merhaba” diyor

Uzun bir aradan sonra gerçekleştirdiği ilk İstanbul konserinde hayranlarına sürpriz yaparak yeni şarkısı ‘İnsan Sevmez mi?’yi ilk kez seslendiren sanatçı şarkısının beğeni topladığına inandığını söyledi. Soner Sarıkabadayı’nın hit’leri arasına girecek olan dijital single’ı ‘İnsan Sevmez mi?’nin fotoğrafları Bora Sübakan tarafından çekildi. Şarkının video klibini ise Burak Yalman yönetecek.

×

Danimarka Aynur'u dinliyor

Güzel popçu Aynur Aydın, Danimarka’yı sallıyor!

Geçen yıl çıkardığı 12 Çeşit La La albümüyle dikkat çeken Aynur Aydın, Adele, Rihanna, Mariah Carey gibi dünyaca ünlü yıldızların yarıştığı Danimarka’nın güvenilir müzik listesi ChartBase Top 100 listesinde Ayrılık Mevsimi şarkısıyla bu hafta 15. sıraya yükselerek büyük bir başarıya imza attı.

×

"Acun'la müzik zevkimiz uydu"

Dünya onu ilk olarak popun çılgın kızlarından biri olarak tanısa da zamanla 5 Grammy ödülü ve birçok prestijli ödülün sahibi olarak gerçekleştirdiği 30 milyonun üzerindeki albüm satış başarısıyla dünyanın en önemli starlarından biri haline geldi Christina Aguilera. Hollywood Ünlüler Kaldırımında yıldızı bulunan ve Rolling Stoneun Tüm Zamanların En İyi 100 Şarkıcısı sıralamasında yer alabilmiş 30 yaşın altındaki tek isim olmayı başaran Aguilera şüphesiz günümüzün en önemli pop vokallerinden biri. Müzikal başarısının yanı sıra Burlesque filmindeki inanılmaz performansıyla 2011de The Voice adlı yarışma programında yer alan ve Emmy Ödülü adayı olan Christina Aguilera aynı zamanda 2009 senesinden beri Yum! Brandsin dünyadaki açlık sorunu için oluşturduğu ve 80 milyon dolar toplanan kampanyasına destek veren azılı bir aktivist. Sony Müzik'ten yayınlanan yeni albümü Lotus'un şerefine kendisiyle Los Angeles'taki evinden konuştum. Daha röportajın başında, "Türkiye'den biriyle röportaj yapmak ayrı bir zevk" diye gazı da verince ortaya keyifli bir röportaj çıktı.

×

Cemil Demirbakan'dan 2. Klip

Kariyeri boyunca müzik sektöründe bir çok önemli projede yer alan Cemil Demirbakan, "Karışık Kaset" ismini verdiği ilk solo albüm çalışmasının 2. video klibi "Bıraktın"ı müzikseverlerle paylaştı. Bir dönem Yüksek Sadakat grubunun vokalistliğini yapan, daha sonra da yaptığı işlerle müzik listelerinde üst sıralarda yer alan Cemil Demirbakan, yakın zamanda "Ağladın Ya" ve "Beni Düşünme" şarkılarına Meyra ile yaptığı düetlerle beğeni kazanmıştı. İlk solo albümünün çıkış şarkısı ve klibi olan "Aşk Diye Buna Derler" adlı çalışması dinleyiciler tarafından beğeniyle karşılanan sanatçı, şimdi de akıcı vokal melodileriyle dikkat çeken duygusal ve melankolik bir eser "Bıraktın" için kamera karşısına geçti ve şarkıyı kliplendirdi. Cemil Demirbakan klipte sevdiği ve artık yanında olmayan sevgilisine seslenen ve onun hayalleriyle yaşamaya devam eden bir adamı canlandırıyor. Sözleri ve bestesi Mutlu İbrahim Çağlıyan’a ait olan şarkının klibi Evren Arasıl yönetmenliğinde Bostancı’da tarihi bir köşkte çekildi.

×

Aslı Gökyokuş

Rock müziğinin güçlü seslerinden Aslı Gökyokuş, müzikal çizgisinden ödün vermeden hazırladığı yeni çalışması "Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar"ı 22 Kasım'da sadece dijital platformlar üzerinde yayınladı. Düzenlemesi Serkan Çeliköz, kayıt ve mix'i Alen Konakoğlu ve masteringi Michael Zimmerling tarafından gerçekleşen şarkının video klibi Evren Arasıl yönetmenliğinde Tuzla'da halen kullanım halinde olan bir fabrikada çekildi. Aslı'nın etkili yorumunu, yalın bir performans klibinin en iyi yansıtabileceğini düşünen yönetmen Evren Arasıl, klip için fabrikayı bir konser sahnesi haline getirtti. 14 saatte çekimleri tamamlanan klipte Aslı'ya, senelerdir birlikte çalıştığı Selim Öztunç, Ozan Öner ve Kaan Alptekin'in yanısıra 4.5 yaşındaki Defne Diker eşlik etti.

×

Gripin Yeni Albümünü Amerika Turnesinde Tanıtacak!..

4. stüdyo albümleri "Yalnızlığın Çaresini Bulmuşlar" ile müzik listelerinde hızla yükselen başarılı rock grubu Gripin, yeni albümlerinin tanıtımına Amerika turnesiyle başlıyor. New York, Washington DC, Boston, San Diego, Los Angeles ve San Francisco olmak üzere 6 büyük eyalette konser verecek olan grup üyeleri, kendileri adına bir ilk olacak bu turnenin heyecanını yaşıyor. Turne Programı: 1 Aralık 2012 Cumartesi - New York, Drom 2 Aralık 2012 Pazar - Washington DC, Bayou 4 Aralık 2012 Salı - Boston, The Middle East 6 Aralık 2012 Çarşamba - San Diego, The Griffin 7 Aralık 2012 Perşembe - Los Angeles, El Cid 8 Aralık 2012 Cuma - San Francisco, Kimball'ın Carnival

×

Yanılmışım deyip geri döndü

Teoman fazla uzaklaşamadı, müziğe geri döndü...
Geçen yıl 5 Ağustos'ta yorgun olduğunu söyleyip müzikten tatmin olamadığını dile getirerek müziği bırakütığını açıklayan Teoman'ın ayrılığı uzun sürmedi. 470 gün sonra yaptığı açıklamayla "kararımda yanılmışım" deyip geri döndüğünü duyurdu.

×

Darüşşafakalı çocuklar için söyledi

Sertap Erener Darüşşafakalı çocuklar için düzenlenen gecede sahne aldı
Annesi veya babası vefat etmiş, maddi durumu yetersiz, yetenekli çocuklarımıza eğitimle yeni bir hayat armağan eden Darüşşafaka’nın “Eğitimde Fırsat Eşitliği” misyonuna bir destek de Türk pop müziğinin güçlü sesi Sertab Erener’den geldi. Sanatçı, 23 Kasım 2012 Cuma günü TİM Show Center’da 150. yılını kutlamaya hazırlanan Darüşşafaka yararına unutulmayacak bir konser verdi. Geceden elde edilen gelir, Türkiye’nin dört bir köşesinden sınavla seçilen ve Darüşşafaka’da okuyan bine yakın öğrencinin eğitim, beslenme, giyim, barınma, sağlık gibi giderlerinin karşılanmasında kullanılacak.

×

'Yetmedi' yedinci albümü de çıkardı

Yeni albümü "Yetmedi" ile hayranlarının karşısına çıkan Yudum, 15 yılda 7 albüm çıkarmayı başardı.Yeni albümü 'Yetmedi' ile hayranlarının karşısına bir kez daha iddialı şarkılarla çıkan Yudum, 15 yılda 7 albüm üretmeyi başardı .

×

Lopez yine büyüledi !

Dünyaca ünlü şarkıcı Jennifer Lopez, dünya turnesi kapsamında İstanbul'da ikinci konserini Anadolu Yakası'ndaki Ataşehir Ülker Sports Arena'da verdi
Ünlü yıldızın, kendisine eşlik eden 110 kişilik ekibiyle muhteşem bir sahne performansı sergilediği, 6 kez kıyafet değiştirdiği geceye, günler öncesinden konuşulmaya başlanan oryantal dansı damga vurdu.
Dünya turnesi kapsamında İstanbul'da son konserini 17 Kasım Cumartesi akşamı, yine Ülker Sports Arena'da verecek Lopez, sahnedeki görkemli ışıklandırma, ses düzeni, gösterişli kostümler ve başarılı koreografisiyle, seyircilere unutamayacakları bir gece yaşattı. Lopez'in muhteşem performansını izlemeye gelen yaklaşık 15 bin seyirci arasında, Ajda Pekkan, Ebru Gündeş, Emel Acar, Yonca Evcimik, Selma Türkeş, Ayşe Özyılmazel, Ceylan ve Zuhal Pirinçcioğlu gibi ünlü isimler de vardı. İlk olarak DJ setiyle Pascal Nouma, ardından ise Bedük sahne aldı. Konserin açılışını "Never Gonna Give upö şarkısıyla yapan ve "Waiting For Tonightö, "Jenny From The Blockö, "Let's Get Loudö gibi sevilen parçalarıyla devam eden Lopez'in enerjisi görülmeye değerdi. Sanatçı finali, son albümünde Pitbull ile düet yaptığı ve büyük yankı uyandıran "On The Floor" şarkısıyla gerçekleştirdi.

×

PowerGarage Tv Bu Sezonun Profesyonel Desteğini Demir Demirkan’dan Aldı!

Power Garage TV’nin 1. ve 2. sezon yarışmacıları arasından Profesyoneller’in seçimi ile belirlenen "Arka Dörtlü" grubu, 31 Ekim - 2 Kasım tarihleri arasında Demir Demirkan prodüktörlüğünde Dozer Studios’da single kayıtlarını tamamladı.

Grubun "Parazit" isimli bestesi için yapılan çalışmalarda Demir Demirkan, şarkının ruhunu koruyarak nasıl daha profesyonel bir sound yakalanabileceği konusunda grup elemanlarına koçluk yaptı.

Grup ile sürekli fikir alış - verişi gerçekleştirerek bestenin aranjesini şekillendiren Demir Demirkan, ilk gün davul ve bas kayıtları, ikinci gün tüm gitar kayıtları, üçüncü günü de yalnızca vokal kayıtlarına ayırarak bestenin üzerinde detaylı bir çalışma gerçekleştirdi.

Sonuç olarak ortaya Power Garage TV’nin ruhuna yakışır bir şekilde profesyonel, dinamik ve son derece keyifli bir şarkı çıktı. “Parazit” çok yakında sizlerin beğenisine sunulacak...

×

Demet Akalın

Demet Akalın, uzun süredir üzerinde çalıştığı albümünün stüdyo çalışmasını tamamladı. Albümün ismini hayranlarının isteği üzerine "Giderli 16" koyan Akalın’ın yepyeni şarkılardan oluşan albümü, Kasım ayının ikinci haftası müzik marketlerdeki yerini alacak.
Bu yıl meslek hayatındaki 16. Yılını kutlayan Demet Akalın, önümüzdeki günlerde çıkacak yeni albümü için çok heyecanlı. Albümü için geçtiğimiz hafta Müjdat Küpriş’in objektifine poz veren Demet Akalın ismini "Giderli 16" koyduğu albüm için, "Bu yıl meslek hayatımda 16. yılım. İlk albümüm Sebebim’i 1996’da yaptım. Bugüne kadar bana hayranlarım giderli şarkıların Kraliçesi dedi. Ben de albümün adına Giderli 16 dedim, onlar da bu ismi uygun gördüler" dedi.

×

Ece Seçkin

Türk müzik dünyasının en güçlü isimlerini bir araya getiren Ece Seçkin’in ilk albümü "Bu Ne Yaa!" müzikseverlerle buluştu. Prodüktörlüğünü Ozan Doğulu'nun yaptığı Ece Seçkin'in ilk albümü "Bu Ne Yaa!" bir yıllık yoğun bir çalışmanın ardından müzikseverlerle buluştu. Hareketli şarkıların yanı sıra duygusal şarkılarla da bambaşka bir dinleyici kitlesine ulaşacak Ece Seçkin'in albümünde 6 şarkı bulunuyor.

Ece Seçkin'in "Bu Ne Yaa!" albümünde yer alan "Canın Sağolsun" ve "Mahşer" şarkılarının sözleri Ece Doğulu imzası var.
Bugüne kadar 'Aşk Kaç Beden Giyer', 'Rota', 'Seyyah', 'Melek', 'Aşkistan' gibi son dönem hitlerinin yazarı olan Deniz Erten, Ece Seçkin’in çıkış şarkısının mimarı olarak karşımıza çıkıyor. Albümle aynı adı taşıyan "Bu Ne Yaa!" adlı şarkıya klip çekildi. Klibinin konsept danışmanlığını ve yönetmenliğini Murad Küçük yaptı.

×

Bora Duran'dan Yepyeni Bir Şarkı

Geçtiğimiz yıl yayımladığı "Her Sabah" albümüyle müzik kariyerinde büyük bir çıkış yakalayan Bora Duran, yepyeni şarkısını dinleyicileriyle paylaşıyor.
"Sen de Gidersen" isimli yeni şarkısının orjinal ve akustik versiyonunun yer aldığı single, 23 Ekim Salı günü dijital platformlarda yerini alırken, 7 Kasım’da CD formatında müzikseverlere sunulacak.
Geniş kitlelere ulaşan şarkıları ile son yılların en dikkat çeken çıkışlarından birini gerçekleştiren Bora Duran, geçtiğimiz yıl yayınladığı albümü "Her Sabah"ta yer alan "Gül Senin Tenin", "Bir Harmanım Bu Akşam" ve "Duman Duman" gibi şarkılarıyla büyük beğeni topladı.
Söz ve müziği kendine ait olan şarkının her iki versiyonunun da düzenlemeleri Bora Duran'a ait. Sen de Gidersen klibinin yönetmenliğini İmre Haydaroğlu üstlenirken, klipte Bora Duran'a Saphire adlı model eşlik etti.

×

Atiye'nin Avrupa Turnesi Almanya'dan başlıyor!

Türkiye'nin önemli pop yıldızlarından Atiye, Kasım ayında Avrupa'da yayınlanacak "Bring Me Back" adlı İngilizce şarkılardan oluşan albümünün tanıtım turnesi kapsamında Avrupa'daki konserlerine Almanya'dan başlıyor.

Kasım ayında Almanya'nın Köln (25 Kasım), Münih (26 Kasım), Frankfurt (27 Kasım), Berlin (28 Kasım) ve Hamburg (29 Kasım) şehirlerinde canlı performansını sergileyecek olan Atiye, yıllardır hayalini kurduğu İngilizce albümü ile Almanya'dan sonra Avusturya, İsviçre gibi Avrupa'nın önde gelen şehirlerindeki çok özel konser mekanlarını dolaşarak şarkılarını sevenleri ile paylaşacak.

İngilizce albümünün çıkış şarkı Bring Me Back'in söz ve müziğini Daniel Nitt ve Alex Geringas ile birlikte yapan Atiye, yorumculuğunun yanı sıra müzisyen kimliğiyle de öne çıkıyor. Şarkının müzik kanallarında yayınlanan klibini, Almanya'nın önemli yönetmenlerinden Sören Schaller çekti.

×

32 ünlüye 32 kulis

Orhan Gencebay'ın müzikteki 60. sanat yılına özel "Orhan Gencebay ile Bir Ömür" albümünün 18 Ekim Perşembe günü yapılacak özel gecesinde albümde emeği geçen 32 isim için 32 ayrı kulis hazırlandı

SAHNEDE YILDIZLAR GEÇİDİ OLACAK
Ajda Pekkan'dan Tarkan'a, Sezen Aksu'dan Nilüfer'e pek çok şarkıcının Orhan Gencebay şarkılarını seslendirdiği "Orhan Gencebay ile Bir Ömür" albümünün tanıtımı 18 Ekim Perşembe günü İstanbul Kongre merkezinde yapılacak. Albümde yer alan 32 isim gecede sahneye çıkarak albümde yorumladıkları şarkılarını sahnede de söyleyecekler. Birbirinden ünlü isimlerin sahne arkasında problem yaşamaması için her birine ayrı kulis hazırlandı.

50 KİŞİLİK YARDIMCI ORDUSU HAZIRLANDI
Türkiye'nin ünlü isimlerini bir araya getiren albümde her biri kendi alanında büyük birer star olan sanatçıların isimleri de, bir alınganlık yaşanmaması için alfabetik sırayla yazılmıştı. Her biri kendi kulisinde hazırlanacak olan sanatçılar için ayrıca 50 kişilik host ve hostes ekibi kiralandı ve özel sahne tasarımı yapıldı. Geceye Ortadoğu ve Avrupa'nın en önemli müzik adamlarının yanı sıra Gencebay'ın Yeşilçam'da birlikte rol aldığı oyuncular da davet edildi.

×

Serenay albüm çıkarıyor

Lale Devri dizisinde Yeşim karakterini canlandıran Serenay Sarıkaya, rolü icabı Yalnızlığım şarkısını söyleyince bütün dikkatleri çekmiş ve albüm teklifleri almıştı

"Ben oyuncuyum, şarkıcı değil" diyen Sarkıya geçtiğimiz günlerde fikrini değiştirdi, albüm için kolları sıvadı

SESİYLE HERKESİ ŞAŞIRTMIŞTI
Lale Devri dizisinin Yeşim'i Serenay Sarıkaya, rol icabı şarkı söyleyince sesinin güzelliği olduğu ortaya çıkmış ve hemen albüm teklifleri almaya başlamıştı. Sarıkaya, dizide Sezen Aksu'nun zor parçalarından biri olan Yalnızlığım'ı başarıyla icra etmiş ve dizideki karakteri intihar etmeden önce uçurumun kenarında söylediği şarkıyla herkesi şaşırtarak müzik camiasının da dikkatini çekmişti.

×

60 kişilik orkestra ile konser verecek

Ferhat Göçer'i Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda vereceği konserin heyecanı sardı
 

Seni Sevmeye Aşığım albümüyle 2011 yılında müzik listelerini altüst eden ve Türkiye'nin en çok konser veren sanatçılarından biri olan Ferhat Göçer'i Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda vereceği konserin heyecanı sardı. 28 Eylül'deki konser için hazırlıklara aylar önce başlayan ünlü müzisyene, sahnede 60 kişilik dev bir orkestra eşlik edecek. Dünyada izlenme rekorları kıran GLEE adlı TV dizisinin en çok sevilen ve Amy Winehouse, Gotye, Sting gibi dünyaca ünlü şarkıcılar tarafından seslendirilen 3 şarkının etnik enstrümanlarımızla seslendirileceği konserde, Göçer, klasikleşmiş şarkılarının yanı sıra, son albümünden de seçkiler yapacak.

×

Tam 20 otobüsle konsere geliyorlar

İlhan İrem'in çeşitli şehirlerdeki dinleyicileri İstanbul'a otobüslerle gelmek için organize oldu
 

Özgün tarzıyla müzik dünyasının en sıra dışı isimlerinden biri olan İlhan İrem'in 22 Eylül'de İstanbul Turkcell Kuruçeşme Arena'daki konserine Türkiye'nin dört bir yanından hayranları akın edecek. İstanbul dışından en çok bilet satılan konserlerden biri olan İlhan İrem konseri için 20 şehirdeki fanları organize oldu. İrem hayranları otobüslerle toplanıp gelecekler. Sevilen sanatçı İstanbul dışında yaşayan hayranlarının kolay gelip dönebilmesi için cumartesi günleri dışında konser vermiyor.

POPÜLER KÜLTÜRE KARŞI

İlhan İrem yerleşik değerleri reddederek kendi izleyicisini yaratmış çağdaş bir ozan. Sanat hayatının 39. yılında, 24 albüm, 7 Altın Plak, sayısız ödüller, resim sergileri, hakkında yazılan kitaplar ve araştırmalarla müzik tarihinin en büyük efsanelerinden biri olarak kabul ediliyor. Albüm çalışmalarını sürdürdüğü halde, 20 yıldır uyguladığı bir kararla radyo ve televizyon programlarına katılmayan, popüler kültür ortamlarında görünmeyen sanatçı, sıradışı üslubuyla kemik dinleyici kitlesini etkilemeye devam ediyor.

 

×

Sezen'in yası bitiyor

Sezen Aksu, uzun bir aradan sonra ilk konserini 17 Haziran'da Denizli Açıkhava Tiyatrosu'nda verecek. Ünlü sanatçı 23 Haziran'da Antalya Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu'nda, 30 Haziran'da Adana Çukurova Üniversitesi'nde ve ardandan da da 14-17-18 Haziran'da Cemil Topuzlu Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nda sevenleriyle buluşacak.

×

Gökhan Tepe'den çevreci konser

Samsun'da geri dönüşüm bilinci kapsamında düzenlenen konserde sahne alan Gökhan Tepe, sahnede pet şişe topladı
  
Gün içinde yoğun bir şekilde yağan yağmura rağmen binlerce kişinin toplandığı Cumhuriyet Meydanı'nda konser veren sanatçı büyük ilgi gördü. Şarkılarıyla hayranlarını coşturan sanatçı, "Geri dönüşüm konusu çok önemli. Elinizden geldiği kadar bu işe gönül verin ve geleceğinizi çocuklarını yaşama haklarını düşünerek hareket edin. Çöplerinizi değerlendirin" dedi.

×

Eurovision 2012 Final Sonuçları

×

Kıraç’tan Yeni Bir Klip; “Sevgilim”

Kıraç uzun bir aradan sonra, büyük bir özenle hazırladığı yeni albümünü dinleyenlerin beğenisine sunmuştu.

“ Derindekiler ” adını taşıyan albümünde, çoğunluğu kendi şarkılarından oluşan on esere yer veren sanatçı, albümün tüm düzenlemelerini de kendisi yaptı.

Albüm, Kıraç tarafından hazırlanan altı eser ile sözlerini yazdığı sekiz şarkıdan oluşuyor. Kıraç albümün ilk klibini “ Nice Yıllara ” şarkısına çekerek Türkiye’de bir ilk gerçekleştirmiş, ve 3 boyutlu cekilen albüm görüntülerinin tamamını DVD haline getirmişti.

Sanatçı şimdi de albümün yepyeni videosu “Sevgilim”i sevenleri ile paylaştı.

×

Ayşe Özyılmazel: "Su Gibi Gel"

2009 yılında "Ayşe Özyılmazel", 2011 yılında "SIFIR MAKYAJ" albümleriyle büyük beğeni toplayan Ayşe Özyılmazel, 2012 yılında müzik severlerin karşısına single çalışması "SU GİBİ GEL" ile çıkıyor. Sözü ve müziği Ayşe Özyılmazel'in kendisine ait olan şarkının düzenlemesini Mert Ali İçelli yaptı.
"Enerji", "İstanbul'un Kızları", "İki Sakin", "Taşıyo Baksana", "Arabesk", "Tatlım", "Sabıkalı" ve "İkimiz" şarkıları radyolarda en çok çalan, müzik kanallarında ve sosyal medyada hit alan kliplerinin ardından şimdi de "SU GİBİ GEL" yeni single şarkısının klibi önümüzdeki hafta yayında olacak.
Gülşen Aybaba yönetmenliğinde çekimleri gerçekleştirilecek klipte Ayşe Özyılmazel yine çok şaşırtacak. "Su Gibi Gel" DMC etiketiyle müzik marketlerde yerini alacak.

×

Nalan'dan yeni albüm: "Aşk"

Müzik dünyasının vazgeçilmez ismi Nalan, profesyonel sanat hayatının 10. albümü "AŞK" ile müzikseverlerle buluşuyor. 14 şarkıdan oluşan yeni albümünde kendi şarkıları dışında Gökhan Tepe, Hakkı Yakçın, Rıfat Güneş, Ezgi Özbay, Fatih Erkoç, Gökhan Şahin, İskender Küleğci, Orçun Karamuk gibi önemli isimlerin şarkılarına yer veren Nalan, aranjör olarak Taşkın Sabah, Selim Çaldıran ve Tarık Ceylan'la çalıştı. Albümün en büyük sürprizi Nalan & Fatih Erkoç düeti...

"Bu albüm benim için çok kıymetli ve değerli. Çok beğenerek dinlenecek duygu yüklü bir albüm oldu" diyen Nalan'ın albüm fotoğraflarını Zeynel Abidin Ağgül çekti.

1. Hoşgeldin
2. Hayat Bu
3. Felek Mi? Melek Mi?
4. İnsanız İşte
5. Anlat Bakalım
6. Yalnızız
7. Haklarım Saklı
8. Yüz Karası
9. Tamamen Koptuk
10. Hatırlayamadım
11. Sabır
12. Ne Olur Bak Bana
13. Daralıyorum
14. Aşk

×

Sertab Erener'den Türk Sanat Müziği albümü

Türk Pop Müziği'nin en

özel seslerinden Sertab Erener, uzun süredir beklenen Türk Sanat Müziği albümü ile 12 Nisan'da müzik marketlerdeki yerini alıyor. GNL Entertainment etiketiyle sunulacak ve toplam 15 eserin yer aldığı "Ey Şûh-i Sertab" isimli albümde Akşam Oldu Hüzünlendim Ben Yine, Şimdi Uzaklardasın, Fikrimin İnce Gülü, Çile Bülbülüm, Kimseye Etmem Şikâyet ve Dönûlmez Akşamın Ufkundayım gibi toplam 15 unutulmaz eser Sertab Erener'in muhteşem yorumuyla yeniden hayat buluyor.




Akşam oldu Hüzünlendim Ben Yine
Şimdi Uzaklardasın
Dertliyim Rûhuma Hicrânımı (Üzgünüm Leyla)
Fikrimin İnce Gülü
Niçin Baktın Bana Öyle
Çile Bülbülüm
Biz Heybeli'de Her Gece
Ada Sahillerinde
Darıldın mı Gülüm Bana
Kimseye Etmem Şikâyet
Bir İhtimal Daha Var
Dök Zülfünü Meydâne Gel
Kırmızı Gülün Alı Var
Dönûlmez Akşamın Ufkundayım (Rindlerin Akşamı)
Ey Şûh-i Sertab Ey Dürr-i Nâyâb

×

Tarkan'la, Nazan Öncel düeti yolda.

Nazan Öncel geçtiğimiz günlerde Twitter'dan Tarkan'ın kendisini ziyarete geldiğini ve birlikte düet yapacaklarının haberini verdi. İlk defa Tarkan'la 2004 yılında "Hay Hay" ve "Nereye Böyle" şarkılarıyla düet yapan ve bu şarkıların çok sevilmesi üzerine birbirini çok seven iki dost yeniden bir araya gelip düet yapma kararı almışlar.

Şarkının adını bir sır gibi saklayan sanatçı stüdyoda çalışırken şarkının bilgisayardaki dosyasına bile bir kod adı veren Nazan Öncel duygularını şöyle dile getirdi: "Düet modası Hay Hay'la başlamış ve çok sevilmişti; hâlâ aynı coşkuyla devam ediyor olmasını ve sanatçıların müzik için dayanışmasını seviyorum doğrusu. Bu yüzden Tarkan'la yapacağımız düet şarkı için özenle ve şarkının hakkını verecek bir düzenleme yapılması için kolları sıvadık." diyerek düşüncelerini belirtti.

×

Zerrin Özer'den anlamlı konser.

Down sendromlu çocuklar yararına 25 Mart'ta Konya Mevlana Kültür Merkezi'nde gerçekleşecek olan organizasyonda Zerrin Özer ve Şef Orhan Şanlıel eşliğinde Antalya Devlet Senfoni Orkestrası beraber sahnede olacaklar. Ücretsiz olarak izlenecek olan bu konser özel dünya çocuklarımızın hazırlamış olduğu "Özgürlüğün Fısıltısı" programı ile gerçekleşecek..

×

Fransa'da Klip Çekti

Deniz Seki ‘Sözyaşlarım’ albümünde yer alan 'Uyan’ şarkısına Fransa’nın Cannes şehrinde klip çekti.

Pahlo Picasso’nun yaşadığı Saint Paul Köyü’nde yapılan klip çekimlerini kardeşi Serdar Seki yönetti. Ünlü popçu tamamen doğal ortamda yapılan çekimlerden çok etkilendiğini dile getirdi. Tamamen doğal gelişen  çekimde styling, saç ve makyaj Deniz Seki’ye ait.


(HaberTürk)

×

Bonomo'nun gemileri battı!

Geçen gece “Biraz müzik dinleyip kulaklarımın pası silinsin dedim” ve Babylon’a uğradım. Genç şarkıcı Cem Özel’in ilk solo albümünün lansmanı varmış, hem ‘Tebdili mekânda ferahlık vardır’, hem de ‘Sağa sola biraz kulak kabartıp ekmek paramızı çıkarırız’ diye düşünüp soluğu orada aldım. İyi ki de gitmişim, çünkü Can Bonomo’yu canlı canlı görmek kısmet oldu. Bu delikanlıyı ben de pek çoğunuz gibi Eurovision sayesinde tanıdım. Ama insanın hemen kanı ısınıyor. O gece de çok şekerdi. Mustafa Altıoklar’la gelmiş, sahneye çıkıp Cem’e bir ara vokal bile yaptı. Zaten Cem de ona bestelerini verirmiş söylesin diye... Gelelim bu arada gizli faaliyetlerim sonucu elde ettiğim bilgilere. Efendim, Bonomo, Eurovision klibini çok geniş avlusu olan bir okulun bahçesinde çekmek istemiş ve bunun için İstanbul Üniversitesi seçilmiş. Orkestra elemanları okulun balkonunda çalarken, Bonomo da avluda şarkısını söylemiş. Merdivenlerden inen dansçılar, o tarihi binanın büyüsü ve Can’ın enerjisi birleşince sıkı bir klip çıkmış ortaya. Şarkıda “Gemimde yalnızım” lafı geçiyor ya bunun için de harika bir fikirleri varmış aslında. Bonomo Fatih Sultan Mehmed’e özenmiş olacak ki karadan, okulun bahçesine bir gemi getireceklermiş. Sonunda ne mi olmuş?

ARKALARINDA OSMANLI YOK Kİ!
Denen o ki, Fatih’in torunları, ondan yaklaşık 559 yıl sonra dedelerinin yaptığını yapamamışlar. Bir yanda maddi imkânsızlıklar, diğer yanda ‘teknolojik’ şartların zorlamasıyla geminin karada yürümesi imkânsız görünmüş, o yürümeyince proje suya düşmüş. Bizimkiler de “Madem karada yüzdüremedik gemiyi, suda yüzdürürüz” diyerek klibin bir bölümünü denizdeki teknede çekmişler. Aslında çocuklara hak vermek lazım. Fatih gibi arkalarında koskoca Osmanlı devletinin hazinesi yok ya... Tüm bu görsel şölenin yönetmeni ise Can Saban. Saban, hem Bonomo’nun kankası hem de menajeri Ece’nin sevgilisi. Kısaca her şeyi aile içinde halletmişler. O akşam Can Saban’la Ece’nin orada olmaması dikkatimi çekti ve doğal olarak çevreye biraz daha kulak kabarttım. Meğer iki sevgili teknedeki çekimin şehvetine kaptırmışlar kendilerini ve o soğukta, o ayazda denize girmişler. Anlatılanlara göre her şey klibin daha mükemmel olması içinmiş. Bu sanat aşkı yüzünden Can ve Ece hastalanıp yatağa düşmüşler. Bu işlerin böyle ‘tehlikeli’ yanları da var anlaşılan... Ne diyelim, inşallah klip beğenilir ve daha da önemlisi Can Eurovision’daki dinozor Engelbert Humperdinck’in hakkından gelir.

MADONNA’NIN YENi KLiBiNE TURK iMZASI
Dünyaca ünlü fotoğrafçı Mert Alaş cephesinden bomba haber geldi. Pat diye hemen söyleyip rahatlayayım, detayları arkasından yazarım. Madonna’nın ısrarlarına dayanamayan Mert, onun son klibinin yönetmeni olmuş. “Israr” derken abartmıyorum. Gerçekten de Madonna, bizim Mert ve ortağı Marcus Piggott’un ağzından girmiş burnundan çıkmış ve onları ‘Girls Gone Wild’ şarkısının klibini çekmek için ikna etmiş. “Koskoca Madonna kime istese çektirir klibini, neden ikna etmeye çalışsın” diye düşünenler için hemen şunu belirtelim ki, Mert Alaş da dünya çapında bir star. Portfolyosunda Kate Moss’lar mı istersiniz, Jennifer Lopez’ler mi... Zaten daha önce Madonna’nın parfüm tanıtım kampanyasını, albüm kapağını, bir sürü dergideki fotoğraflarını çekmişti; sıranın klibe geleceği belliydi. Ama Mert ve Marcus’un neden Madonna’nın teklifine balıklama atlamadıklarını tahmin edebiliyorum. Her deklanşöre basışta başarı zincirlerine bir başarı halkası daha ekleyen bu ikilinin ilk klibi bu. İnce eleyip sık dokumaları, tedbirli davranmaları da bu yüzden olsa gerek. Kısaca söylemek gerekirse, Madonna’ya atılan Türk imzası artık yerini iyice perçinledi. Mert’e çektirdiği fotoğraflardan sonra ilk kez onun, yani bir Türk sanatçısının klibinde oynadı Madonna. Mert ve ortağının bu işi de mükemmel bir şekilde başaracağına inanıyorum.

ESKİ EŞE GÖNDERME
Hazır söz Madonna’dan açılmışken hakkındaki küçük bir dedikoduyu da aktaralım. Efendim bu günlerde sarışın starın ‘I Don’t Give A’ adlı yeni şarkısında, eski kocası Guy Ritchie’ye yaptığı gönderme konuşuluyor. Şarkının sözlerini çevirelim de nedir bu gönderme iyice anlaşılsın: “İyi bir kız olmayı denedimKarın olmayı denedimKendimi küçülttümIşığımı yuttumBenden beklediklerinin hepsi olmayı denedimVe olmadıUmrumda da değil.” Tabii bu en sondaki “Umrumda değil” bölümünü sansürlenecek bir üslupla ifade etmiş bizim çılgın kız. Kadının yeni kocasının yerinde olmayı istemezdim doğrusu... (HaberTürk)

×

Pınar Aylin: Bana Yalan Söylediler

Pınar Aylin’in “Hit 70’ler” albümünün ikinci video klibi “Bana Yalan Söylediler” Mart’ın ilk günlerinde tüm müzik kanalları ile sosyal medyada yayınlanmaya başlayacak.

Pınar Aylin 2 yıllık çalışmanın ürünü olan konsept albümü “Hit 70’ler”in ikinci video klibini son dönemde özellikle radyolarda ilgi gören, 70’lerden günümüze taşınan en önemli slowlardan “Bana Yalan Söylediler”e çekti.

Sözleri Fikret Şeneş’e, bestesi José Feliciano’ya ait “Bana Yalan Söylediler”in Pınar Aylin yorumu Emir Khalilzade yönetmenliğinde kliplendi.

Pınar Aylin’in favori mekanlarından biri olan ve özellikle Fransız stili dekorasyonu ile göz kamaştıran Cafe Kandilli’de çekilen video klip için 30 kişilik bir ekip görev yaptı.

Şarkının duygusunun en yoğun şekilde yansıtılmasına özen gösterilerek, özellikle yüksek kare sahnelerin kullanıldığı“Bana Yalan Söylediler”in video klibinin çekimlerinde teknik açıdan en iyi sonuçlar için Alexa-Arri kamera tercih edildi.  Pınar Aylin’in iki kostüm kullandığı video klip yaklaşık 18 saatte tamamlandı.

Video klip çekimi sırasında Pınar Aylin’in yeni imaj fotoğraf çekimleri ise Zeynel Abidin Ağgül’ün ekibinden Bayazıt Şimşek tarafından gerçekleştirildi.

×

Gökhan Tepe'den "DEM'Lİ ŞARKILAR"

Sanat hayatının 15. yılını kutlayan Türk pop müziğinin önemli beste yazarı ve yorumcularından Gökhan Tepe, çok özel bir konserler serisi ile sevenlerinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Geçtiğimiz sene Sony Music etiketiyle piyasaya çıkan "Aşk Sahnede" albümünden "Yalan Olur" ve "Söz" isimli duygusal şarkıları müzik listelerinin üst sıralarından inmeyen sanatçı şimdi de "DEM'Lİ ŞARKILAR" isimli konserler serisiyle müzikseverler ile buluşacak.

Bugüne kadar sahnede kendi albümlerinde yer alan şarkılarının yanı sıra farklı tarzlarda şarkılar da seslendiren ve dinleyici tarafından büyük ilgi gören Gökhan Tepe, "DEM’li Şarkılar" ismini verdiği bu yeni projesiyle birçok ilde sahneye çıkmaya hazırlanıyor. Sanatçı bu konserlerinde "Canözüm", "Çok Özlüyorum Seni", "Birkaç Beden Önce", "Yalan Olur" ve "Söz" gibi hitlerinin yanı sıra, unutulmaz ve bu güne kadar dillerden hiç düşmeyen eski pop, arabesk ve sanat müziği şarkılarını da seslendirecek.

Gökhan Tepe dinleyenlerine unutulmaz bir müzik ziyafeti yaşatacağı "DEM'Lİ ŞARKILAR" konserlerinin ilk ayağını 9 Mart Ankara Jolly Joker Balans, 10 Mart İstanbul Jolly Joker Balans ve 30 Mart Eskişehir 222 Park'da gerçekleştirecek.

×

İşte Eurovision şarkısı

Can Bonomo, Azerbaycan’da yapılacak 57. Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi, "Love me back/Sen de beni sev" adlı İngilizce parçayla temsil edecek.

Türkiye’nin Eurovision şarkısı, TRT Tepebaşı Stüdyolarında düzenlenen ve TRT’nin bazı kanallarında canlı yayınlanan programda tanıtıldı. Buna göre Can Bonomo, Azerbaycan’da düzenlenecek 57. Eurovision Şarkı Yarışması’na, "Love me back/Sen de beni sev" adlı İngilizce şarkıyla katılacak.
 
Bonomo şarkısını seslendirdikten sonra kısa bir konuşma yaptı ve heyecanını "Ben düşüp bayılacağım" sözleriyle belirtti.
Bir soru üzerine şarkının son hali olduğunu, başka düzenleme olmayacak gibi gözüktüğünü belirten Bonomo, şarkının bir denizcinin hikayesini anlattığını söyledi.
 
Bonomo klip ile ilgili soruya da çekimlere gelecek hafta başlayacaklarını ve klibi Can Saban’ın çekeceğini söyledi.
Şarkının söz ve müziğinin kendisine ait, düzenlemesinin ise Can Saban’a ait olduğunu belirten Can Bonomo, "Biz çok beğendik, umarım siz de beğenirsiniz.  Çok heyecanlıyız. Çok mutluyuz, çok güzel bir şarkı yaptığımıza inanıyoruz" diye konuştu. (Milliyet)

Tıkla Şarkıyı Dinle

×

Zeynep Dizdar'dan yeni single albüm

Zeynep Dizdar'ın 2 şarkıdan oluşan yeni single çalışması "Zeynep Dizdar 2012" 20 Şubat'ta müzik marketlerde yerini aldı. Kaya Müzik etiketiyle sunulan singleda söz ve müziği Zeynep Dizdar'a ait olan "Venüs" ve Emrah Albayrak imzalı "Kendine İyi Bak" isimli şarkılar yer alıyor.

×

Eurovision Şarkımız 22 Şubat’ta Açıklanıyor

Bu seneki Eurovision Şarkı Yarışması’nda ülkemizi temsil edecek şarkının sunum detayları TRT tarafından açıklandı. Bu duyuruya göre Can Bonomo şarkısını 22 Şubat Çarşamba günü kamuoyuna duyuracak.

Şarkının açıklanacağı canlı yayın 19.20′de başlayacak. TRT Müzik kanalından yapılan yayın yarım saat sürecek ve kısmi olarak TRT 1 Ana Haber Bülteni vasıtasıyla da gösterilecek.

Yayına Can Bonomo’nun Eurovision şarkısı, diğer şarkılarından oluşan mini bir konseri ve şarkısı ve katılımıyla ilgili kısa bir röportajı dahil olacak.

Türkiye, Azerbaycan’ın Bakü kentinde düzenlenen yarışmanın 24 Mayıs‘ta yapılan ikinci yarı finalinde yarışacak

×

Göksel’den Yeni Albüme İlk Konser

Yeni albümü ile müzik listelerinin üst sıralarına hızla yerleşen Göksel, şehrin tüm “Yalnız Kuş”larını 3 Şubat Cuma günü yeni albümünün ilk konseri ile Salon İKSV’de buluşturuyor. Göksel, yeni albümü “Bende Bi’ Aşk Var”ın şarkılarını ilk kez, 3 Şubat 2012 Cuma günü Salon IKSV’de gerçekleştirilecek olan albümün ilk konserinde seslendirecek.

Yayınlandığı ilk günden beri müzikseverler tarafından büyük beğeniyle dinlenen albümün çıkış parçası ‘Acıyor’ listelerde kısa sürede üst sıralara yerleşti. Albüm hazırlıkları boyunca konserlerine ara veren Göksel, uzun zamandan sonra hayranlarıyla bu konserde buluşuyor.

Mekan: Salon İKSV
Tarih: 3 Şubat 2012-Cuma
Kapı Açılış: 21.30

Konser: 22.30

×

Eurovision 2012 Temsilcimiz

TRT, Eurovision için son dönemde özellikle klipleriyle adından söz ettiren Can Bonomo'yu seçti

TRT uzun tartışmaların ardından Eurovision'da Türkiye'yi Can Bonomo'nun temsil etmesine karar verdi. Bonomo Eurovision'a özel bir şarkı besteleyecek.

×

Enbe Orkestrası "Senden Kıymetli mi"

Behzat Gerçeker yönetimindeki Enbe Orkestrası yepyeni bir proje ile müzik severler ile buluştu.

Enbe Orkestrası ile uzun süredir birlikte performans sergileyen genç yeteneklerin seslendirdiği “Senden Kıymetli mi” albümün çıkış parçası

×

Onno Tunç'u saygıyla anıyoruz

Çok sayıda bestesi ile, imzasını popüler müzik tarihimizin en önemli işlerine atan Onno Tunç’u saygıyla anıyoruz. 1948 doğumlu müzisyen, popüler müzik tarihinde imzasını attığı pek çok bestesinin yanı sıra, sinema tarihimizde de önemli filmlerin bestelerini yaparak, onları yazarları ve yönetmenleri ile birlikte ölümsüz kıldı. 1996 yılında kaybettiğimiz müzisyenin kaleminden çıkan pek çok eser, vefatının ardında da popüler müziğin en güçlü isimleri tarafından seslendirilmeye devam etti.

×

Athena ve Duman Bu Yılbaşında Küçükçiftlik Park’ta!

Genç müzikseverlerin sevgilisi Athena ve Duman aynı yerde aynı gecede sahnede!
Geri sayım başladı!! Athena ve Duman dillerden düşmeyen şarkıları ile, 2011’in son, yeni yılın ilk dakikalarını, siz müzikseverler ile PowerTürk sponsorluğunda Küçükçiftlik Park’ta kutlamaya hazırlanıyor.
Bu çoşkuya ortak olmayı istiyorsan, bu tarihi not et!

Genç müzikseverlerin sevgilisi Athena ve Duman aynı yerde aynı gecede sahnede!
Geri sayım başladı!! Athena ve Duman dillerden düşmeyen şarkıları ile, 2011’in son, yeni yılın ilk dakikalarını, siz müzikseverler ile PowerTürk sponsorluğunda Küçükçiftlik Park’ta kutlamaya hazırlanıyor.
Bu çoşkuya ortak olmayı istiyorsan, bu tarihi not et!
Genç müzikseverlerin sevgilisi Athena ve Duman aynı yerde aynı gecede sahnede!
Geri sayım başladı!! Athena ve Duman dillerden düşmeyen şarkıları ile, 2011’in son, yeni yılın ilk dakikalarını, siz müzikseverler ile PowerTürk sponsorluğunda Küçükçiftlik Park’ta kutlamaya hazırlanıyor.
Bu çoşkuya ortak olmayı istiyorsan, bu tarihi not et!
Genç müzikseverlerin sevgilisi Athena ve Duman aynı yerde aynı gecede sahnede!
Geri sayım başladı!! Athena ve Duman dillerden düşmeyen şarkıları ile, 2011’in son, yeni yılın ilk dakikalarını, siz müzikseverler ile PowerTürk sponsorluğunda Küçükçiftlik Park’ta kutlamaya hazırlanıyor.
Bu çoşkuya ortak olmayı istiyorsan, bu tarihi not et!
Genç müzikseverlerin sevgilisi Athena ve Duman aynı yerde aynı gecede sahnede!
Geri sayım başladı!! Athena ve Duman dillerden düşmeyen şarkıları ile, 2011’in son, yeni yılın ilk dakikalarını, siz müzikseverler ile PowerTürk sponsorluğunda Küçükçiftlik Park’ta kutlamaya hazırlanıyor.
Bu çoşkuya ortak olmayı istiyorsan, bu tarihi not et!
Genç müzikseverlerin sevgilisi Athena ve Duman aynı yerde aynı gecede sahnede!
Geri sayım başladı!! Athena ve Duman dillerden düşmeyen şarkıları ile, 2011’in son, yeni yılın ilk dakikalarını, siz müzikseverler ile PowerTürk sponsorluğunda Küçükçiftlik Park’ta kutlamaya hazırlanıyor.
Bu çoşkuya ortak olmayı istiyorsan, bu tarihi not et!
Genç müzikseverlerin sevgilisi Athena ve Duman aynı yerde aynı gecede sahnede!
Geri sayım başladı!! Athena ve Duman dillerden düşmeyen şarkıları ile, 2011’in son, yeni yılın ilk dakikalarını, siz müzikseverler ile PowerTürk sponsorluğunda Küçükçiftlik Park’ta kutlamaya hazırlanıyor.
Bu çoşkuya ortak olmayı istiyorsan, bu tarihi not et!

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×

×