HERKES HADDİNİ BİLECEK

MHP Gaziantep İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. Muhittin Taşdoğan, Türklerin 1071 yılında bu coğrafyaya geldiklerinde haçlı ziynetinin bu ülkenin gelişmemesi adına elinden geleni yaptığını belirterek, “ülkemizi sürekli bölük parçalamakla ilgili sürekli projeler yapmaktalar. Bu projeler bin yıldır devam ediyor. Bin yıldır üzerimizde projeler yapıyorlar. Kusura bakmasınlar bu bizimle kıyamete kadar bu coğrafyada kalacağız. Bu coğrafyada kalmanın bedeli ne ise biz o bedeli ödedik ve ödemeye de devam ediyoruz. Herkes haddini bilecek. Burası Türk vatanıdır. Biz bu vatanın her karışını kanımızla sulaya sulaya tapusunu aldık. Kimse kusura bakmasın. İstedikleri programları yapsınlar” dedi. Radyo Zeugma ve GRT FM’in ortak yayınında Meral Ay’ın hazırlayıp sunduğu programa konuk olan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Gaziantep İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. Muhittin Taşdoğan, 16 Nisan’da yapılacak olan referandumda neden evet oyu vereceklerini anlattı. Radyo Zeugma ve GRT FM dinleyicilerinin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlayan Taşdoğan, “8 Mart Dünya Kadınlar günü bana Kurtuluş savaşımızda cepheye zor şartlarda mermi taşıyan hanımefendileri hatırlatıyor. Onların emeklerine, mücadelelerine layık olmak için tam da burada referandum şart. Tüm kadınlarımızın bir güne sığdırılamayacak özverilerine bugün vesilesi ile tebrik ediyorum” dedi. OY KULLANMA BİR VATADAŞLIK GÖREVİDİR Oy kullanmanın bir vatandaşlık görevi olduğunu belirten MHP Gaziantep İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. Muhittin Taşdoğan, “Türkiye Cumhuriyeti, Cumhuriyetin güzel bir kazanımıdır. Referandum olsun, ara seçimler olsun milletin hakemliğine başvurulduğunda mutlaka hakemliğini yapmamız, bu bizim vazifemizi getirmemiz bu bizim hakkımız. Hakkımızı kullanmamız gerekir. Kararımız açık ve net bir şekilde ortada. Devlet için evet, millet için evet, elbette ki Türkiye için evet” dedi. BİZ ASLINDA AYNI YERDE DURUYORUZ MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin son dönemlerde neden hükümete yakınlaştığına da açıklık getiren Taşdoğan, “Olayları net görmek gerekiyor. Tabi ki siyasette her geçen gün kendisini yenilemeli, güçlenmeli, millete daha yakın olması gerekiyor. Geçmiş dönemi hatırlayacak olursak AK Parti BDP ile şimdi ki ismi HDP ile bir araya gelerek anayasa değişikliği ile ilgili bir takım değişikler içerisine girmiştir. Türk adı bile tartışılır olmuş Türkiyellik diye yeni bir kavram ortaya atılmış anayasada devletimizin yapısını temsil eden laik, sosyal, üniter yapımızı temsil eden İstiklal Marşımızı, başkentimizin Ankara olmasını, dilimizin Türkçe olduğunu belirleyen yani Cumhuriyeti kurarken savaşarak acılarla aldığımız ilk dört maddesi tartışmaya açılmıştı. Böyle bir ortamda muhalefetin en sertini yapmamız gerekiyordu. 15 Temmuz’da Türkiye başka bir güne uyandı. 15 Temmuz darbe kalkışması içeride ve dışarıda Türkiye’yi bir beka sorunu ile karşı karşıya bıraktı. Bu beka sorunundan sonra bazı teferruatları bırakmamız gerekiyordu. Bu beka sorununa nereden geldik? 15 Temmuz’a nasıl geldik? MHP olarak bütün bunları hem 48 yıllık siyasi tecrübemizden hem 40 asırlık Türk devlet töresinin yapısını çok iyi bildiğimizden dolayı devletimizin ve milletimizin yanında olmamız gerektiğini Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Söz konusu vatansa gerisi teferruattır’ sözünün artık tam zamanı olduğunu düşündük. Biz aslında aynı yerde duruyoruz. Biz o zaman şunu söylüyorduk. Anayasa’nın ilk 4 maddesini tartışamazsınız. Biz diyorduk ki Anayasa’daki Türk kavramını değiştiremezsiniz. Biz diyorduk ki Türkiyelilik nedir efendim? 1071 yılında tapusunu aldığımız Anadolu’daki Türk varlığı birileri istese de istemese de kıyamete kadar Anadolu da var olacağız. Bunun için Türkiyelilik diye bir kavram yoktur diyorduk. Anayasa zeminindeki bu tür tartışmalara karşıydık. Terörle konuşuluyordu, terörle müzakere ediliyordu. Teröristle müzakere edilmez dedik, edilmemeli. Etmemelisiniz dedik uyarılarımız o zaman dikkate alınmadı. Teröristle sadece mücadele edilir. Bugün terörle mücadele ediyor, bugün anayasanın ilk dört maddesi korunuyor, bugün anayasadaki Türk kavramını kimse tartışmıyor onun için biz durduğumuz yerde duruyoruz. Diğer bu görüşte olan siyasi parti ya da siyasi partiler siyaset yapan aktörler hangisi olursa olsun ‘Milli duruşa’ geldikleri bizi memnun ediyor. Bu memnuniyetimiz içerisinde yol alamaya devam ediyoruz” dedi. ‘YENİKAPI RUHU’ YAŞATILABİLDİĞİ KADAR YAŞATILMALI 15 Temmuz sonrasında Türkiye’de yeni bir ruh oluştuğunu belirten Taşdoğan, “Türkiye’de ‘Yenikapı Ruhu’ diye bir ruh oluştu. Bu ruh siyasetin, devletin, milletin bölünmez bütünlüğü ile bir arada millet için siyaset yapmak gerektiği uluslara arası güçlere karşı mücadelenin topyekun yapılması gerektiği terörizmin her çeşidine karşı ve devleti işgal eden teröristlere karşı da her şekilde mücadele etmek gerekiyor. Bunun için bu ‘Yenikapı Ruhu’ yaşatılabildiği kadar yaşatılmalı ve bundan sonra uzlaşma kültürü kurumsallaşmalıdır. Biz MHP olarak bunu söylüyoruz, buna inanıyoruz. Türkiye’nin uzlaşma kültürüne ihtiyacı vardır. Farklı düşünebiliriz. Farklı hayatlar sürebiliriz ancak bu toprak üzerinde yaşıyoruz, bu coğrafyada yaşıyoruz. 15 Temmuz gecesini hatırlayınız. Yukarıdan uçaklarla, helikopterle ateş edilen insanların ne mezhebi soruldu ne siyasi görüşü soruldu. Bir tehlike geldiğinde hepimize geliyor. Onun için tehlikelere karşı tehlikeler gelmeden bir arada durmamız gerekiyor” dedi. BİZ SİSTEM İÇİN BİR TEHLİKE GÖRDÜK Hayır çıkması durumunda ülkede kaos ortamı ve ekonomik kriz oluşup oluşmayacağı sorusuna yanıt veren Taşdoğan, “Neden oluşsun. Bir kere şunun altını net çizmek gerekiyor. Hayır diyen de evet diyen de Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci sınıf vatandaşıdır. Bizim vatandaşımızdır. Biz sistem için bir tehlike gördük. Rejim için krizi oluşacağını ve bu rejim krizinin ülkenin bekasını tehdit ettiğini gördük ve bu nedenle hükümet etme sisteminin değişmesi gerektiğini söylüyoruz. Millet şu anda hakemdir. Millet derse ki mevcut sisteme devam edin devam edilir, millet derki evet getirdiğiniz sistem iyi derse ki getirdiğimiz sistem iyi o zaman yeni sistem ile ilgili diğer çalışmalar tamamlanır yolumuza devam ederiz. Mevcut sistemde 1982 yılını hatırlayınız. Cumhurbaşkanı kimdi? 1982 Anayasası ile Cumhurbaşkanlığı beraber onayladı ve Cumhurbaşkanı Kenan Evren’di. Kenan Evren kendisine göre anayasa maddesi içerisinde 110 maddede en geniş, en uzun maddesidir. Cumhurbaşkanı’nın görevleri maddesi. Tüm görevleri üzerine almış” dedi. BU SİSTEM KRİZ ÜRETİYOR Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tamamının ülkede rejim krizine dönüştüğünün altını çizen Taşdoğan, “Şu anki mevcut sistem kriz üretiyor. Ürettiği kriz milletimize pahalıya mal oluyor. 15 Temmuz hadisesi de bir Cumhurbaşkanlığı krizidir. 12 Eylül 2010’da bir Anayasa referandumuna gittik. Bu bir öç alma referandumuydu. Abdullah Gül’ün 367 kararı iptal edilince mecliste çoğunluğu bulunan AK Parti Cumhurbaşkanını artık millet seçsin diyerek önü ve arkası hesap edilmeden gidilen bir sistemdi. Adamın biri de okyanus ötesinden Türkiye’ye seslendi. ‘Mezardakilerde kalksın evet oyu versin’ o zaman biz MHP olarak dedik ki buna hayır vermek gerekiyor çünkü bu krizi büyütecek bir iş olur. Cumhurbaşkanını halk seçerse hem halkın iradesini temsil eden bir Cumhurbaşkanı var hem halk iradesini temsil eden bir Başbakan var. O zaman hangisi halkın iradesi ve buna çatışmaya girer, bu Türkiye için tehlikelidir. Yetki krizi çıkar. Anayasanın bazı maddelerini tahrip etmiş oluruz. Anayasa hangi iradeyi tanıyacak gibi açıklamalarda bulunduysak da milletimize anlatamadık ve evet çıktı. 2014 yılında Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçilince ‘Ben seçilmiş Cumhurbaşkanıyım. Terleyeceğim’ ifadelerini kullandı. Dolaysıyla bir takım krizler ortaya çıkma başladı. Millet iradesi ile seçilmiş Ahmet Davutoğlu sabah kalktığımızda yoktu. Milletin oy vermediği Binali Yıldırım Başbakanımız oldu. 15 Temmuz akşamı TRT’nin spikeri Tijen Karaş hanımefendi bir metin okutulmak zorunda bırakıldı. Bu metinde Cumhurbaşkanı ile ilgili bir takım ifadeler vardı. Yani yaptıkları kalkışmayı Cumhurbaşkanına bağlıyorlardı. Sistem 15 Temmuz krizini doğurdu. Bu krizle ülkenin doğusunda terörle mücadele ederken, içinde FETÖ ile mücadele ederken, bölgemizdeki suni bir devlet oluşunu engellemek için, El-Bab’a kadar barış, huzur ve istikrar için giden TSK dışarıda görevdeyken oluşacak bir rejim krizi Türkiye’yi maazallah felaketin eşiğine getirir. Biz MHP olarak bunu gördük. Bu rejim krizlerini gördük. Bir daha ülkemiz böyle kriz yaşamasın bu bize bir beka sorunu olarak döner diye hükümet etme sisteminde değişikliğe ihtiyaç olduğunu tespit ettik. Bu sistem vahiy değil, ayet değil, bu sistemler Allah’ın emri değil. İnsanlar zaman ve şartlara göre uyarlanmış sistemlerdir. Parlamento da korunmaktadır, cumhuriyette korunmaktadır. Sadece hükümet etme sistemi değişmektedir” dedi. BİZ HEP MİLLETİMİZİN YANINDA DURURUZ Referandumda oylanacak olan 18 maddenin de arkasında olduğunu belirten Taşdoğan, “Tüm maddelerin sonuna kadar arkasındayız. Milletimiz müsterih olsun. MHP milletin aleyhine olan hiçbir işin, eylemin, davranışın bir tarafı olmaz. Biz hep milletimizin yanında dururuz. Basit siyasi çıkarlar için başka şeyler düşünmeyiz. Gizli ajanları taşımayız. Kafamızın arkasında bir şey taşımayız. Milletimiz MHP’ye güvensin. Bu Anayasa değişikliği sadece anayasanın temel hak ve hürriyetleri ile değil Anayasamızın bize verdiği kazanımlarla da ilgili. Bu sadece hükümet etme sistemi ile ilgili bir değişiklik. Bu değişiklik sadece MHP’nin ve AK Parti’nin istek ve arzusunda olan bir değişiklik değil. Bu değişiklik AK Parti’nin hazırladığı üzerinde bizim ekibimizin çalıştığı ve bir uzlaşma sağlanan bir hükümet etme sistemidir. Keşke CHP’de katkı sağlasaydı. Daha geniş tabanlı bir uzlaşı ile hükümet etme sistemi değişseydi. Bu hükümet etme sistemi her değişiklikte krize yol açıyor” dedi. PLANLANMIŞ BİR GAZİANTEP İÇİN PROGRAMIMIZ YOK AK Parti’nin Gaziantep’te MHP İl teşkilatını ziyaret etmesi ile ilgili konuşan Taşdoğan, “AK Parti Gaziantep İl Teşkilatı başta AK Parti Genel sekreteri Abdulhamit Gül olmak üzere milletvekilleri, büyükşehir belediye başkanı, il başkanı ziyaretimize geldiler. Bu insan olarak olağan şeylerdir. Cumhurbaşkanının Gaziantep’e geliş sürecinde bizleri davet ettiler. Nezaket buyurdular. Biz AK Parti ya da evet diyecek başka partilerle evet çıkartma gayesi ile çalışıyoruz. Biz bağımsız bir partiyiz. Herkes sahada kendi çalışmalarını yapıyor. Zorunlu haller olursa. Milletimize birlikte anlatmamız gereken birşeyler olursa elbette birlikte program yapabiliriz ancak şu anda planlanmış bir Gaziantep için programımız yok” dedi. BU COĞRAFYADA KALMANIN BEDELİNİ ÖDEDİK Beka kelimesinin anlamının sonu gelmek olduğunu belirten Taşdoğan, “Beka sonu gelmesi dediğimizde yıkılması, bölünmesi, parçalanması anlamına geliyor. 1071 bu coğrafyaya geldiğimizden beri haçlı ziyneti diyor ki ‘sen bu topraklara neden geldin? Sen Asyalısın. At üzerinde gezmelisin. Gelişmişlik, teknoloji senin neyine. Bu haçlıların bize bakış açısıyla ilgili bir mesele. Onun için ülkemizi sürekli bölük parçalamakla ilgili sürekli projeler yapmaktalar. Bu projeler bin yıldır devam ediyor. Bin yıldır üzerimizde projeler yapıyorlar. Kusura bakmasınlar bu bizimle kıyamete kadar bu coğrafyada kalacağız. Bu coğrafyada kalmanın bedeli ne ise biz o bedeli ödedik ve ödemeye de devam ediyoruz. Herkes haddini bilecek. Burası Türk vatanıdır. Biz bu vatanın her karışını kanımızla sulaya sulaya tapusunu aldık. Kimse kusura bakmasın. İstedikleri programları yapsınlar. Türk milleti bu coğrafyadan gitmemek için gerekli bütün mücadeleyi her şekilde yapacaktır. Bugün adını sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı yarın adına bilmem kim Cumhurbaşkanı olursa onun düşmanlığı şeklinde lanse etmek olayı küçük görmektir. Engelleri yara yara biz buralara geldik” dedi. BU BİR BİRLİKTELİK DEĞİL MHP’nin dava ve ideoloji partisi olduğunun altını çizen Taşdoğan, “Bizim her bireyimiz her ferdimiz dava arkadaşımızdır. Kendimden örnek verecek olursak ülkü ocaklarında çay demlerken bugün MHP Gaziantep İl başkanıyım. Bunun altını net çizmek lazım. Bu bir birliktelik değil. Ülkemiz bir kriz içerisinde bir uzlaşı kültürü içerisinde hükümet etme sistemini değiştiriyoruz. İlk seçimde hükümet etme sisteminin değişmesini istiyoruz. Bu yakınlaşma, ortaklaşma değil. Bu referandum için alınmış bir karar” dedi. ÜLKÜ OCAKLARI MHP GENEL BAŞKANI DR DEVLET BAHÇELİ’NİN EMRİNDEDİR Eski Ülkü Ocakları Başkanlarının referandumda hayır diyecekleri açıklamasını da değerlendiren Taşdoğan, “MHP açısından herhangi bir şey ifade etmiyor. MHP dava birlikteliğinde olduğu için dava arkadaşlarımız her zaman mevcut seçilmiş ya da atanmış yetkilisine ya da görevlisine bakar. Bugün Ülkü Ocakları’nın Genel Başkanı Olcay Kılavuz’dur. Olcay Kılavuz da gerekli açıklamasını yapmıştır. Ülkü Ocakları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin emrindedir” dedi. YILLARDIR GENÇLERE APOLİTİK DİYENLER BUGÜN BU MADDEYİ ELEŞTİRİYOR Milletvekili seçilme yaşının 25’ten 18’e düşmesini de değerlendiren Taşdoğan, “15 Temmuz gecesi tankların önüne gidin derken 18 yaşındaki gençler dursunlar 18’den büyükler gitsin denmedi. Milletin bir sorunu olduğunda tehlikeye mahuruz kaldığında yaşa bakmadan herkes oraya gitti ve özellikle gençler nerede dediler. Seçme mi zor seçilme mi zor? Bence seçilme kolay. Seçme zor. Eleştirenlere şaşırıyorum. Yıllardır gençlere apolitik diyenler bugün bu maddeyi eleştiriyor. Kendileri ile çelişiyorlar” dedi.