Meydan Okudu!

AK Parti Gaziantep Milletvekili Ahmet Uzer, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu’na Sosyal Sigortalar Kurumu’nun Genel Müdürlüğü’nü yapmış bir zad diye seslenerek, “Kemal Kılıçdaroğlu yaptığı toplantılarda 18 yaşındaki bir adam milletvekili olacak ve 2 sene sonra emekli olacak diye çok kuyruklu bir yalan söylüyor. Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu’nun açık ve net bir şekilde sorduğum bu soruya cevap vermesini istiyorum. 18 yaşında milletvekili seçilen bir kişi görevi bittikten sonra nasıl emekli maaşı alacakmış? Hemen emekli olacak mıymış?” diyerek Kemal Kılıçdaroğlu’na meydan okudu. Radyo Zeugma ve GRT FM’in ortak yayınında Burak Çepik’in hazırlayıp sunduğu programa konuk olan AK Parti Gaziantep Milletvekili Ahmet Uzer, referandumun gidişatı ile ilgili bilgiler verdi. Uzer, gerçekleşecek olan bu referandum ile birlikte Türkiye’de yaşanılan sıkıntıların son bulması adına, büyüyen, gelişen Türkiye’nin daha çağdaş, daha rantabl yönetilmesi için böyle bir sisteme ihtiyaç duyduklarını söyledi. İNSANLARIMIZIN GÖRÜŞLERİNİN EVETE DOĞRU DEĞİŞTİĞİNİ GÖRÜYORUZ Genel merkezin çeşitli bölgelerde anketler yaptırdığını belirten Uzer, “Yapılan bu anketler neticesinde göre stratejimizi belirliyoruz. Şu anda görüyoruz ki anlattıkça, insanları bilgilendirdikçe insanlarımızın görüşlerinin evete doğru değiştiğini görüyoruz. İlk başta işin içeriği tam anlatılmadı, açıklanmadı. Yalan, yanlış haberlerle insanlarımızın kafası bulandırıldı ama şimdi biz insanlara anlattığımızda ‘Biz bunun böyle olduğunu bilmiyorduk. Siz anlattıktan sonra doğru bir değişiklik olduğunu anladık’ diye bize söylüyorlar. Türkiye genelinde hızlı bir şekilde evet oylarında yükseliş trendi var. Bu trendin 16 Nisan’a kadar da artarak devam edeceğini umuyoruz. Gaziantep şuanda çok iyi. Gelecek nesillerin daha çağdaş, daha modern, daha kalkınmış, refah içerisinde yaşadığı bir Türkiye olmasını arzu ediyoruz. Referandumun da en büyük nedeni bu.” GÜNEYDOĞU’DA VE DOĞU’DA YAŞAYAN SEÇMELERİMİZDE HİÇBİR ENDİŞEMİZ YOK Güneydoğu’da ve Doğu’da yaşayan insanların devletine, milletine, toprağına bağlı insanlar olduğunu belirten Uzer, “Geçmişte maalesef devletin yanlış uygulamaları ile bu insanlarımızı devletin görüş mesafesinin dışına doğru çıkmasına sebep olduk. Halbuki bu kürt kökenli insanlar bizim öz ve öz bizim kardeşlerimiz. Burada en önemli üzerinde durulması gereken şey eğer demokrasi kalitemizi yükseltebilirsek ki bu başkanlık sisteminde bu çok güzel sağlanacak. En büyük hediye bu ülkede yaşayan bütün insanlara ifade özgürlüğü, insanların daha iyi bir Türkiye’de yaşaması, yasaların herkese eşit bir şekilde uygulanması ve hepsinden de önemlisi ekonomik ve siyasi krizler bahane edilerek doğudaki insanların üzerine orantısız bir şekilde güç kullanılmanın önüne geçilmesi. Başkanlık sisteminde güçlü bir yönetim olacak. Şimdi bazıları diyorlar ki ‘diktatörlük geliyor!’ Şimdi bir ‘diktatör’ gelir gitmez. Halk oyuyla da gitmez ama biz burada diyoruz ki her 5 yılda bir seçim olacak halk istiyorsa o tek adam denen başkanı tekrar görevine devam ettirecek eğer memnun değilse onu gönderecek başka insan getirecek. Bu sistem ile devletin çalışma mekanizması hızlanacak. Bu da devletin gücünü doğru yerde ve doğru zamanda meydana çıkması noktasında çok önemli olduğunu düşünüyorum. Güneydoğu’da ve Doğu’da yaşayan seçmelerimizde hiçbir endişemiz yok. Bu bölgede bu coğrafyada yaşayan bütün insanımız PKK’nın, HDP’nin baskısından bıktı. Artık özgürce oyunu kullanmak istiyor ve özgür bir Türkiye’de kendisine verilen haklarını da sınırsız bir şekilde kullanarak yaşamak istiyor. Bu referandum ondan açısından da çok önemli. Çünkü krizlerin olmadığı yerde ara rejim olmaz. Ara rejimin olmadığı yerde demokrasi çok daha iyi bir vaziyette olur. Ara rejimlerde maalesef doğudaki insanımız örselenmiştir” dedi. EKONOMİMİZ YIKILMADI AYAKTA 15 Temmuz’da ülkenin çok büyük bir badire atlattığını belirten Uzer, “Hep birlikte bir travma yaşadık ve bu yaşadığımız travmayı atlatmak için zorlandık. Darbenin oluşum şekli, onun arkasındaki Türkiye’nin ekonomisini sarsma noktasındaki ısrarları ve çalışmaları halen de devam ediyor. Onun için çok ciddi manada halkımızın moralini yükseltecek, halkımızın beklentilerini karşılayabilmek için hükümetimiz ekonomide çok ciddi adımlar attı. Bunu atmak zorundaydık çünkü araba durdu biraz. Arabanın tekrar eski süratine kavuşması için bir cansuyu vermek gerekiyordu. Hükümetimizde cansuyunu çeşitli sosyal projelerle birlikte verdi. Alınan bu tedbirlerle piyasada ciddi manada hareketlenmeye sebep olduğunu görüyoruz. Amacımız bu hareketlenmenin artarak devam etmesi. Her ne kadar dışarıdan ekonominin rotasının şaşırtılması noktasında yapılan olumsuz girişimlerde olsa biz artık eskisi gibi en ufak bir rüzgarda yıkılan bir ekonomi olmadığını bütün dünyaya gösterdik. Hafif bir duraklama yaşasa da yıkılmadı ayakta” dedi. YILLARDIR YAKALANAMAYAN BİR TRENDİ YAKALADIK Yapılan bu değişikliğin bu ana yönelik olmadığı vurgusunu yapan Uzer, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakanımız Binali Yıldırım şu anda bir uyum içerisinde ama bunlardan sonra ne olacak? Bu çok önemli. Yoksa şuanda herşey yolunda gidiyor. Yıllardan beri yakalanamayan bir trendi yakaladık. Cumhurbaşkanı ve Başbakan aynı jenerasyondan olduğu için problem olmadan devam ediyor ama geriye doğru gidip krizleri hatırladığımızda Cumhurbaşkanı ile Başbakanın anlaşamadığı dönemlerde maalesef bu ülke her zaman krize girmiştir. Biz bu sistemdeki değişikliği bunun için istiyoruz. Bir sonraki zamanlarda Cumhurbaşkanı ile Başbakan farklı partilerden gelirse Türkiye nasıl yönetilecek? Bir arabanın iki tane direksiyonu ve iki tane şoförü olmaz. Bir tane şoförü olur. Olsa bile yardımcısı olur. Mesela uçakta bile kaptan pilot vardır onun yardımcısı vardır. Bizim üzerinde durduğumuz nokta gelecekte bu tür krizler olmasın. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın yetkileri tek bir yerde toplansın ve bu problemlerin ortadan kalkmasını istiyoruz. Türkiye’de uygulanan şuandaki bu sistem parlamenter sistem değil çünkü parlamenter sistemlerde bütün yetki Başbakan’da olur. Cumhurbaşkanı’nın da yetkisi semboliktir. Bizde şu anda halk tarafından seçilen güçlü yetkileri olan ve bunu kullanan bir cumhurbaşkanı bir de yetkilerinin yarısını ellerinde bulunduran bir başbakan. Bu şekilde Türkiye’yi yönetmenin mümkün olmadığını da esasında Kemal Kılıçdaroğlu’da biliyor. Neye karşı çıktığını bilemiyorum ama onların genlerinde var karşı çıkmak. Çarşı her şeye karşı mantığı ile hareket ediyorlar” dedi. BABAMIN MARANGOZ OLMASINI HİÇ KİMSE KÜÇÜMSEMESİN Uzer, “Bu ülkede bir bakkalın çocuğu da milletvekili, başbakan ve cumhurbaşkanı olmuştur. Mesela ben bir marangozun çocuğuyum. 2 dönemdir milletvekilliği yapıyorum benim babamın marangoz olmasını hiç kimse küçümsemesin buna da müsaade de etmem. İnsanlar şerefi ve haysiyeti ile yaşar. Rahmetli Süleyman Demirel ‘Çobanın oğluyum’ dedi ve bu ülkeyi yıllarca yönetti. Ben Topal Dursun’un oğluyum diyen bir başbakanımız var. Bu yaklaşımları çok çirkin buluyorum. Ahlaksızca bir yaklaşım. Bunların dile getirilmesini ben çok zulh buluyorum. 18 yaş meselesini çok gündeme getiriyorlar. Biz 18 yaşındaki insanlara seçme hakkı verirken seçilme hakkının da olması gerektiğini düşünerek bu maddeyi ekledik” dedi. KUYRUKLU BİR YALAN SÖYLÜYOR Kılıçadaroğlu’nu Radyo Zeugma ve GRT FM’in ortak yayınından halka şikayet eden Uzer, “Kemal Kılıçdaroğlu yaptığı toplantılarda 18 yaşındaki bir adam milletvekili olacak ve 2 sene sonra emekli olacak diye çok kuyruklu bir yalan söylüyor. Bunu söyleyen kişi Sosyal Sigortalar Kurumu’nun Genel Müdürlüğü’nü yapmış bir zad. Bunu söylerken ben bilmemesinin mümkün olmadığını düşünüyorum. 18 yaşında bir kişi bir işyerinde işe başladığında ne zaman emekli olacaksa bu 18 yaşındaki milletvekili de o zaman emekli olacaktır. Bu ülkede 25 sene fiili olarak belli bir işgünü primi ödemeden hiçbir kimse emekli olamaz. Tek fark vardır 25 sonra o 18 yaşındaki milletvekili farklı işlerde çalışarak emekliliğe hak kazandı o zaman milletvekili emekli maaşı alacaktır tek fark bu ama iki sene milletvekilliği yaptıktan sonra seçimden sonra tekrar milletvekili seçilmezse milletvekili emeklisi olarak maaş alacak demek çok ahlaksızca bir yalandır. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaoğlu’nun açık ve net bir şekilde sorduğum bu soruya cevap vermesini istiyorum. 18 yaşında milletvekili seçilen bir kişi görevi bittikten sonra nasıl emekli maaşı alacakmış? Hemen emekli olacak mıymış? Örnek verecek olursak Avrupa Birliği Bakan Yardımcımız Ali Şahin bizim geçen dönem milletvekilimizdi ve 4 yıl da milletvekilliği yaptı ama şuanda ne milletvekilliği emeklisi ne de milletvekili maaşı alıyor. Yasanın öngördüğü süreyi çalışmadan emekli olması mümkün değil hatta yasada yaş ne gösteriyorsa emekliliğini sene olarak doldursa bile emekli maaşı almak için bu yaşı beklemek mecburiyetinde. Bunu insanların kafasını bilerek karıştırmak istiyorlar” dedi. YENİ TÜRKİYE AVRUPA’NIN DA DÜNYANIN DA HESABINA GELMEZ Avrupa’nın referandum öncesi tutumunu da değerlendiren Uzer, “Ülkemizin gelişmesi Avrupalı dostlarımızı rahatsız etti çünkü bir Türk firmasının Suudi Arabistan’daki veya Mısır’daki bir Alman firmasına rakip olması ve ihale süreçlerinden sonra Alman firmasından o işi kapması Almanların hesabına gelmiyor. Zaten 3. Havaalanı meselesini biliyorsunuz. Şuanda Almanya’nın Frankfurt havaalanı dünyanın en büyük transit havaalanlarından bir tanesidir. Bizim 3. Havaalanımız faaliyete geçtiğinde Frankfurt havaalanının aktivitelerinin hemen hemen yüzde 70’i İstanbul’a kayacak. Kendilerine rakip güçlü bir devleti bu coğrafyada istemiyorlar. Onların istediği hükmettikleri ve her söylediklerini yaptırdıkları eski Türkiye’yi istiyorlar. Yeni Türkiye Avrupa’nın da dünyanın da hesabına gelmez. Yoksa bizim ne Almanya ne Hollanda ne Fransa ne de diğer Avrupa ülkeleri ile hasmane bir ilişkimiz olmadı. Biz bütün ülkelerde de dost bir şekilde ticaret yaparak bu coğrafyada yaşamak istiyoruz. Bu ülkeler genç, dinamik bir nüfusa sahip Türkiye’nin hele hele Müslüman bir ülkenin bu coğrafyada kalkınıp gelişmesinden rahatsız oluyorlar. Zaten hayır cephesinde de yer almalarının da sebebi bu. Almanya’nın hayır dediği şeye evet derim, Hollanda’nın hayır dediği şeye evet derim, PKK’nın hayır dediği şeye evet derim, FET֒nun hayır dediği şeye evet derim. Bunların bu kararı dahi bizim niye evet vermemiz gerektiğini net bir şekilde gösteriyor” dedi. ORTAKLARINI GİZLEMEYLE, MİNDERDEN KAÇMAYLA BİR YERE VARAMAZSIN CHP’nin ortaklarını milletten sakladığını ifade eden Uzer, “CHP hayır otobüsünün üzerine amblemi olan 6 oku koyamamalarının en büyük nedeni kimlerle beraber ortaklık ettiklerini bu muhterem halkımızdan gizliyorlar. Ondan dolayı da böyle üstü kapalı bir kampanya yürütüyorlar. Bence aşık sazından utanmamalı. Eğer sen bu sazı çalıyorsan ondan utanmayacaksın. Eğer sen hayır diyorsan ve hayır noktasında birileri ile ortaklık yapıyorsan diyeceksin ki PKK’da hayır diyor bende hayır diyorum, HDP’de hayır diyor bende hayır diyorum, FET֒de hayır diyor bende hayır diyorum diyerek ortaya çıkıp mertçe söyleyeceksin. Ortaklarını gizlemeyle, minderden kaçmayla bir yere varamazsın” dedi.